Prostat Kanserinde Yaş Ezberi Bozuluyor: Risk Grubuna 45 Yaş Sonrası PSA Çağrısı
Türk Tıbbi Onkoloji Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Doç. Dr. Tülay Eren, prostat kanserinin yalnızca ileri yaştaki erkeklerde görülmediğini belirterek aile öyküsü bulunan kişilere düzenli hekim kontrolü çağrısında bulundu. Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Fatih Gürler ise bilimsel dayanağı bulunmayan ürünlerin kanıtlanmış tedavileri geciktirebileceği uyarısını yaptı.
Ankara – GA Dijital Haber Portalı / Sağlık Haberleri- Türk Tıbbi Onkoloji Derneği tarafından “Prostat Kanseri Farkındalık Ayı” ve “15 Eylül Prostat Kanseri Farkındalık Günü” kapsamında Ankara’da basın toplantısı düzenlendi.
Johnson & Johnson’ın koşulsuz desteğiyle gerçekleştirilen toplantıda, Türkiye’de ve dünyada prostat kanserine ilişkin güncel veriler, tarama yöntemleri, toplumda doğru bilinen yanlışlar, erken tanının önemi ve güncel tedavi seçenekleri ele alındı.
Toplantıya Türk Tıbbi Onkoloji Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Doç. Dr. Tülay Eren ile Gazi Üniversitesi Tıbbi Onkoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Fatih Gürler katıldı.
Türkiye’de Erkeklerde En Sık Görülen İkinci Kanser
Doç. Dr. Tülay Eren, prostat kanserinin Türkiye’de erkekler arasında en sık görülen ikinci kanser olduğunu, ilk sırada ise akciğer kanserinin yer aldığını söyledi.
Prostat kanserinin erken evrede belirlenebilmesi için PSA adı verilen kan testinden yararlanılabildiğini aktaran Eren, testin herkese aynı biçimde uygulanmadığını; kişinin yaşı, belirtileri, aile öyküsü ve diğer risk faktörlerinin hekim tarafından birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
Eren, şunları söyledi:
“Prostat kanserini özellikle PSA testi dediğimiz bir kan testi ile erkenden teşhis edebilme imkânımız mevcut. Her hastaya değil ama ailesinde risk faktörü olan ya da birtakım semptomları olan bir hastaya bir doktor eşliğinde mutlaka 50 yaşından sonra, yüksek riskli olan hastalarda ise 45 yaşından sonra test yapmak gerekiyor.”
Ailedeki Farklı Kanser Öykülerine Dikkat
Yüksek risk grubunda bulunan kişilerin daha erken yaşlarda hekim değerlendirmesine alınması gerektiğini belirten Eren, yalnızca prostat kanseri değil, ailede görülen bazı başka kanser türlerinin de dikkate alınması gerektiğini ifade etti.
Eren, risk grubunu şöyle açıkladı:
“Yüksek riskli olan hastaları tanımlamam gerekirse ailesinde prostat kanseri olan, bunun dışında meme kanseri, yumurtalık kanseri, pankreas kanseri gibi birbiriyle alakalı olabilecek kanserleri olan hastaları mutlaka 45 yaşından sonra tarama konusunda uyarmak gerekiyor.”
“Sadece Yaşlı Erkeklerin Hastalığı Değildir”
Prostat kanserinin yalnızca ileri yaşlarda görüldüğü yönündeki yaygın kanaatin doğru olmadığını söyleyen Eren, genç yaşlarda da hastalığa rastlanabileceğini belirtti.
Aile öyküsü bulunan kişilerin üroloji uzmanına veya aile hekimine başvurarak kişisel risklerini değerlendirmeleri gerektiğini kaydeden Eren, şu uyarıda bulundu:
“Prostat kanseri sadece yaşlı erkeklerin hastalığı değildir, gençlerde de görünebilir. Ailesinde prostat kanseri olanların mutlaka bir üroloğa giderek ya da bir aile hekimine giderek tarama programına girmesi gerekir. İdrarda kan gördüğümüz zaman da ‘Bir şey olmaz’ demeyelim; mutlaka bir kontrolden geçmemiz gerekiyor.”
“Erken Tanı Hayat Kurtarır”
Prostat kanserinin erken dönemde teşhis edilmesi hâlinde tedavi başarısının yükseldiğini belirten Eren, vatandaşların belirti ve risk faktörlerini göz ardı etmemeleri gerektiğini söyledi.
Türkiye’de prostat kanserinin ulusal kanser tarama programı kapsamında yer almadığını hatırlatan Eren, risk temelli hekim değerlendirmesinin önemine dikkat çekti:
“Prostat kanseri erken teşhis edildiğinde çok iyi tedavi edilen bir hastalık. Şu anda ulusal tarama programımızda prostat kanseri taramamız yok. Ama yüksek riskli hastalarda ve 50 yaşın üzerinde semptomu olan hastalarda mutlaka bir doktora giderek prostat kanseri testinin, PSA testinin yapılmasını öneriyoruz. Erken tanı bütün kanserlerde olduğu gibi prostat kanserinde de hayat kurtarır.”
Tedavi Hastalığın Evresine Göre Belirleniyor
Gazi Üniversitesi Tıbbi Onkoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Fatih Gürler de prostat kanserinde uygulanacak tedavinin hastalığın evresine ve hastanın özelliklerine göre belirlendiğini söyledi.
Erken ve ileri evrede farklı tedavi seçeneklerinin gündeme geldiğini belirten Gürler, şu bilgileri paylaştı:
“Erken evrelerde daha çok cerrahi ve radyoterapinin ağırlıklı olduğu bir tedavi yönetimi mevcuttur. İleri evrelerde ise hormonal tedaviler, hedefe yönelik hormonal tedaviler, yeni nesil hormonal tedaviler, kemoterapiler ve radyoligand tedavileri uygulanabilir. Lutesyum bunlara bir örnektir.”
Bilimsel Dayanağı Olmayan Ürünler Tedaviyi Geciktirebilir
Kanser hastalarının iyileşme ümidiyle bilimsel olarak kanıtlanmamış yöntem ve ürünlere yönelebildiğini anlatan Gürler, “doğal” veya “bitkisel” olarak tanıtılan her ürünün zararsız kabul edilmemesi gerektiğini vurguladı.
Bu tür ürünlerin kanıtlanmış tedavilerin başlamasını geciktirebileceğini, ilaçların etkisini azaltabileceğini veya ciddi organ hasarlarına yol açabileceğini belirten Gürler, şöyle konuştu:
“Bilimsel dayanağı olmayan önerilere tevessül edebiliyorlar. Böyle durumlarda doğal veya zararsız gibi düşündükleri tedavilerin, bilimsel olarak kanıtlanmış kanser tedavisini geciktirebileceğini, hatta etkisini azaltabileceğini ve bazen hastalarda ciddi organ bozukluklarına sebep olabileceğini bilmek lazım.”
Gürler, kanser tedavisi gören hastaların beslenme ve destek ürünleri konusunda da hekimlerine danışmaları gerektiğini ifade ederek sözlerini şöyle sürdürdü:
“Sosyal medyadan hastaların ‘kansere destek tedavi’, ‘fevkalade tedavi’, ‘kemoterapi dışı tedavi’ ve ‘kansere tek çözüm’ gibi ifadelerle pazarlanan bitkisel ürünlere yönelik araştırmalar yaptığını görüyoruz. Bunların hepsi bilimsel dayanağı olmayan, Türk Tıbbi Onkoloji Derneğinin de hukuki mücadele yürüttüğü tedavi önerileridir. Hastalarımızdan bu konuya özellikle dikkat etmelerini rica ediyoruz.”
“Erken Yaşlarda da Ortaya Çıkabilir”
Prostat Kanseri Farkındalık Günü dolayısıyla verilmesi gereken temel mesajın erken tanı ve doğru tedavi olduğunu belirten Gürler, şunları kaydetti:
“Prostat Kanseri Farkındalık Günü’nde belki verilmesi gereken en önemli mesaj, prostat kanserinin yalnızca ileri yaş hastalığı olmadığı, erken yaşlarda da ortaya çıkabileceği ve bu nedenle erken tanı ile doğru tedavinin hayat kurtarıcı olduğudur.”
GA Sağlık Notu
PSA testi tek başına prostat kanseri tanısı koymaz. Sonuçlar yaş, aile öyküsü, kişisel riskler, klinik muayene ve gerektiğinde ileri incelemelerle birlikte hekim tarafından değerlendirilmelidir. Tarama kararının olası yararları ve sakıncaları konusunda aile hekimi ya da üroloji uzmanıyla görüşülmesi önem taşır. ABD Ulusal Kanser Enstitüsü – PSA Testi
Bu haber bilgilendirme amacı taşımakta olup hekim muayenesinin, kişisel tanı veya tedavi planının yerine geçmez.
Haber kaynağı: İhlas Haber Ajansı (İHA) / Muhabirler: Ece Nur Öztürk – İdris Ali Kayabaşı
YORUM YAP