Bahçeli’den aile, eğitim ve gençlik vurgusu: “Türk aile yapısı tehdit altında”
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, “Türk ve Türkiye Yüzyılı’nın Dayanakları” röportaj dizisinin dördüncü bölümünde eğitim, değerler, aile ve gençliği sekizinci dayanak; akademi, bilim-teknik ve siyaset arasındaki uyumu ise dokuzuncu dayanak olarak açıkladı. Ailenin millet ve devlet yapısının temelini oluşturduğunu belirten Bahçeli, nüfus artış hızındaki düşüşün Türkiye’nin geleceği bakımından beka meselesine dönüştüğünü söyledi.
Ankara – GA Dijital Haber Portalı Haber Merkezi / Politika Haberleri- Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Cumhuriyet’in ikinci yüzyılına ilişkin düşüncelerini anlattığı “Türk ve Türkiye Yüzyılı’nın Dayanakları” başlıklı röportaj dizisinin dördüncü ve son bölümünde; eğitim, değerler, aile, gençlik, bilim, teknoloji, akademi ve siyaset arasındaki ilişkilere yönelik değerlendirmelerde bulundu.
TÜRKGÜN’de 3 Ağustos 2026 tarihinde yayımlanan röportajda Bahçeli, “Türk ve Türkiye Yüzyılı” tasavvurunun sekizinci dayanağını “eğitim, değerler, gençlik ve aile”, dokuzuncu dayanağını ise “akademi, bilim-teknik ve siyaset arasında uyum sağlanması” olarak açıkladı.
MHP Genel Başkan Başdanışmanı Prof. Dr. Muhammet Hanifi Macit tarafından gerçekleştirilen ve Bilge Güler tarafından haberleştirilen röportajda Bahçeli; eğitimin yalnızca bilgi ve meslek kazandıran bir süreç olarak görülemeyeceğini, millî kimlik ile kültür bilincinin genç kuşaklara aktarılmasının da temel hedeflerden biri olması gerektiğini ifade etti.
Sekizinci dayanak: Eğitim, değerler, gençlik ve aile
Bahçeli, “Türk ve Türkiye Yüzyılı” tasavvurunun sekizinci dayanağını dört temel başlık altında değerlendirdi:
- Eğitim,
- Değerler,
- Aile,
- Gençlik.
Bu dört alanın birbirinden bağımsız düşünülemeyeceğini belirten Bahçeli, eğitimin değerlerle, değerlerin aile yapısıyla, ailenin ise genç kuşakların kişilik ve kimlik gelişimiyle doğrudan ilişkili olduğunu kaydetti.
Bahçeli’nin değerlendirmesinde aile ve eğitim, millî kültürün kuşaktan kuşağa aktarılmasında birbirini tamamlayan iki temel kurum olarak öne çıktı.
Eğitim yalnızca bilgi aktarma süreci değil
Eğitimi “istenilen davranış değişikliğini meydana getirme süreci” olarak tanımlayan Bahçeli, hangi davranışların kazandırılacağının ve bu davranışların hangi değer sistemine dayanacağının açıklığa kavuşturulması gerektiğini söyledi.
“Talim ve terbiye” anlayışındaki bilgi kazandırma boyutu kadar değer ve karakter eğitimi boyutunun da yeniden düşünülmesi gerektiğini belirten Bahçeli, eğitim sisteminin dayandığı değerlerin Türk töresi ve Türk-İslam geleneğinin tarihsel tecrübesi içinden oluşturulması gerektiğini ifade etti.
Bahçeli’ye göre Türk töresi ve Türk-İslam geleneğinin meydana getirdiği değerler sistemi, toplumsal huzurun kurulmasını ve insanların ortak hayat içinde birlikte yaşayabilmesini sağlayan tarihsel bir birikim taşıyor.
Kendi kavram ve değer dünyasına dayanan eğitim
Kendi kavramlarını ve düşünce çerçevesini oluşturmadan yalnızca Batı’nın modernleşme anlayışını esas alan bir eğitim modelini eleştiren Bahçeli, toplumun kendi tarihsel tecrübesinden ve değer sisteminden uzaklaşmasının önemli sorunlar doğurabileceğini söyledi.
Kendi değerlerine dayanmayan bir eğitim sisteminden millî kültüre uygun davranışlar beklemenin çelişki oluşturacağını belirten Bahçeli, bilgi edinilmesine rağmen davranış değişikliğinin ortaya çıkmadığı eğitim süreçlerinde yapısal aksamalar bulunduğunu ifade etti.
Hızlı toplumsal değişim nedeniyle değerlerin yeni nesillere aktarılmasında sorunlar yaşandığını belirten Bahçeli, kültürel kalıpların zayıflamasının gençlerin hayatında anlam boşlukları meydana getirdiğini kaydetti.
Eğitim sınav ve diplomaya indirgenmemeli
Eğitimin yalnızca belirli dönemlerde gerçekleştirilen sınavlara ve bu sınavların sonucunda alınan belgelere indirgenmemesi gerektiğini belirten Bahçeli, tarih, kimlik, kültür ve din temelli anlam sistemlerinin gençler için bir yük olarak gösterilmesini eleştirdi.
Somut bilgiler ile soyut değerler arasındaki bağın eğitim yoluyla sağlıklı biçimde kurulması gerektiğini söyleyen Bahçeli, insanın davranışlarına anlam kazandıran ahlaki ve manevi değerlerin eğitim sürecinin dışında tutulamayacağını ifade etti.
Bahçeli, eğitimin temel amacını şu sözlerle anlattı:
“Eğitimde amaç kariyer üretmek değil mesuliyet sahibi insan vücuda getirmektir.”
“Diploma bir ilim nişanı olmalı”
Yalnızca meslek ve statü kazandıran, buna karşılık kişilik ve sorumluluk bilinci geliştiremeyen bir yapının millî eğitim sistemi olarak kabul edilemeyeceğini belirten Bahçeli, eğitimin hakikat arayışına ve şahsiyet inşasına dayanması gerektiğini söyledi.
Diplomanın toplumsal bir ayrıcalık belgesi olarak görülmemesi gerektiğini dile getiren Bahçeli, “Diploma toplumsal bir imtiyaz belgesi değil, bir ilim nişanı olmalıdır” değerlendirmesinde bulundu.
Bahçeli’ye göre fırsat eşitsizliği ve ortak ideal eksikliği, kabiliyetli bireylerin ilerlemesini geciktirirken vasatlığın kurumsallaşmasına neden olabiliyor. Bu nedenle diplomanın eğitimin temel amacı değil, nitelikli öğrenme ve şahsiyet gelişiminin doğal sonucu olması gerekiyor.
Öğretmen ve eğitim yöneticilerinde liyakat
Türk medeniyetinin tarihsel sürekliliğinde liyakatin önemli bir yere sahip olduğunu belirten Bahçeli, öğretmenlerin ve eğitim yöneticilerinin seçiminde bilgi, yeterlilik ve liyakat ölçütlerinin titizlikle uygulanmasını istedi.
Gençlerin geleneksel değerleri geçersiz ve çağ dışı gösteren popüler kültür içeriklerine teslim edilmemesi gerektiğini söyleyen Bahçeli, sanat, edebiyat, medya ve dijital platformlar üzerinden oluşturulan yönlendirmelere karşı eğitim kurumlarının bilinç kazandırıcı görev üstlenmesi gerektiğini kaydetti.
Değerler insanın tercih ve davranışlarını yönlendiriyor
“Türk ve Türkiye Yüzyılı” vizyonunda değerler başlığına ayrı bir önem veren Bahçeli, tarih boyunca toplumsal varoluşun temelini oluşturan değerlerin günümüzde işlevsiz ve sorun çözme yeteneğini kaybetmiş unsurlar gibi sunulduğunu ifade etti.
Dijital ağlar ve medya içerikleri üzerinden belirli yaşam biçimlerinin idealize edildiğini belirten Bahçeli, bu içeriklerin çoğu zaman gündelik hayatın gerçekliğini yansıtmadığını söyledi.
İnsanı diğer varlıklardan ayıran temel özelliklerden birinin değer üretebilme ve hayatını bu değerler doğrultusunda düzenleyebilme yeteneği olduğunu kaydeden Bahçeli, kadim geleneklerin özünü koruyarak çağın şartları içinde yeniden yorumlanmasının önemli bir sorumluluk olduğunu ifade etti.
Bahçeli’ye göre değerler; inançları, bilgiyi, duyguları, algıları, tutumları ve davranışları içine alan uzun vadeli kültürel yönelimlerden meydana geliyor. Eğitim sisteminin temel hedeflerinden birini de irade ve sorumluluk sahibi insanın ortak bir değer dünyası içinde yetiştirilmesi oluşturuyor.
Aile millet varlığının temel unsuru
Aileyi toplumun en küçük birimi olmanın ötesinde millet varlığının temel unsuru olarak değerlendiren Bahçeli, bireyin kültürel ve toplumsal kimliğinin ilk olarak aile içinde şekillendiğini belirtti.
Toplumun temel kurumlarını eğitim, ekonomi, siyaset, din ve aile olarak sıralayan Bahçeli, bunların her birinin diğerleriyle ilişkili olduğunu ancak ailenin bağımsız ve vazgeçilmez bir değere sahip bulunduğunu söyledi.
İnsanın doğumundan itibaren aile yapısına katıldığını ve yaşamı boyunca bu yapının üyesi olarak kaldığını belirten Bahçeli, toplumun kültürel ve sosyal temellerinin aile içinde şekillendiğini ifade etti.
“Türk aile yapısı tehdit altında”
Aile sorumluluklarının yük olarak gösterilmesini, aile kurumunun yapısal olarak zayıflamasını ve “özgür yaşam” söylemi altında sorumsuz davranışların özendirilmesini Türk aile yapısı bakımından önemli tehditler olarak değerlendiren Bahçeli, “Türk aile yapısı tehdit altında” dedi.
Tarih boyunca sağlam aile yapısına önem veren Türklerin güçlü devletler kurduğunu belirten Bahçeli, aile yapısının karşı karşıya bulunduğu toplumsal ve kültürel tehditlere karşı korunması gerektiğini söyledi.
Bahçeli, Türk toplum yapısının oluşumunda evliliğin temel bir unsur olduğunu; ailelerin boyları, boyların ise devleti meydana getirdiğini ifade etti.
Aile, devletin en küçük örneği
Türk devlet felsefesinde güçlü ve sağlam devlet yapısının ailelerin ve toplumsal birliklerin sağlamlığıyla doğrudan bağlantılı olduğunu belirten Bahçeli, törenin de devletin kuruluş ve işleyiş kurallarını belirleyen temel bir değer olduğunu kaydetti.
Cumhuriyet’in ilanından sonra gerçekleştirilen toplumsal düzenlemelerin aile kurumunu da kapsadığını hatırlatan Bahçeli, Türk Medeni Kanunu’nun aileyi koruyucu bir uygulama olarak hayata geçirildiğini ifade etti.
Türk aile yapısının tarihsel süreç içinde kendine özgü bir değerler bütünü geliştirdiğini belirten Bahçeli, kadın ve erkeğin birbirlerine ve çocuklarına karşı görev ve sorumluluklarının karşılıklı saygıya dayanan bir bütünlük oluşturduğunu söyledi.
Televizyon ve sosyal medyanın aile üzerindeki etkisi
Teknolojik gelişmelerle birlikte televizyon programları, internet ağları ve sosyal medya platformlarının aile yapısı üzerindeki etkisinin giderek arttığını belirten Bahçeli, bazı yayın ve içeriklerin Türk aile yapısını olumsuz yönde etkilediğini savundu.
Bahçeli, LGBTQ+ olarak tanımladığı kültürel ve toplumsal etkileri de aile yapısına yönelik tehditler arasında gösterdi. Bu değerlendirmeler, Bahçeli’nin röportajda ortaya koyduğu siyasi ve toplumsal yaklaşım olarak aktarıldı.
Türk milliyetçiliği düşüncesinin Türk aile yapısının tarihsel kökleri üzerinde yükseldiğini belirten Bahçeli, aile kurumunun farklı etkilere karşı korunması yönündeki kararlılığın sürdürüleceğini ifade etti.
Nüfus artışındaki düşüşe “beka meselesi” değerlendirmesi
Türkiye’nin gelecek yıllara ilişkin nüfus projeksiyonlarının ciddi uyarılar verdiğini belirten Bahçeli, nüfus artış hızındaki düşüşün göz ardı edilemeyeceğini söyledi.
Nüfus meselesinin Türkiye’nin geleceği bakımından beka sorunu niteliği taşıdığını ifade eden Bahçeli, aileyi destekleyecek ve nüfus yapısını koruyacak tedbirlerin gecikmeden alınması gerektiğini kaydetti.
Bahçeli, nüfus artışındaki düşüş kadar gençlerin eğitim, kültür, kimlik ve gelecek beklentileri bakımından desteklenmesinin de önemli olduğunu belirtti.
Gençlerin heba olmasının ve “kayıp nesil” hâline gelmesinin engellenmesi gerektiğini ifade eden Bahçeli, bunun ilk şartlarından birinin aile kurumunun korunması olduğunu söyledi.
MHP’nin “Aile” çalışmasına atıf
Bahçeli, MHP Aile, Kadın ve Sosyal Hizmet Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcılığı tarafından hazırlanan “Aile” başlıklı çalışmaya da işaret etti.
Çalışmada aile kurumunun karşı karşıya bulunduğu sorunların tespitiyle yetinilmediğini belirten Bahçeli, aile yapısının güçlendirilmesine yönelik çözüm önerilerinin de geliştirildiğini ifade etti.
Millî kimlik ve kültür bilincine sahip gençlik
“Türk ve Türkiye Yüzyılı”nın inşa edilmesinde millî kimlik ve kültür bilincine sahip gençlerin yetiştirilmesinin öncelikli olduğunu belirten Bahçeli, Türk medeniyetinin yeniden yükselişinin toplumun kendi düşünce dünyasına ve kültürel birikimine dayanmasıyla mümkün olacağını söyledi.
Gençlerin modern dünyadaki değişimlere uyum sağlarken tarihsel kökleri, gelenekleri ve manevi değerleriyle bağlarını koruması gerektiğini ifade eden Bahçeli, millî değerlerden uzaklaşarak kalıcı bir gelişme sağlanamayacağını kaydetti.
Gençlerin yalnızca entelektüel birikime sahip olmalarının yeterli olmadığını belirten Bahçeli, ahlaki sorumluluk bilinci gelişmiş, toplumsal sorunlara duyarlı ve şahsiyet sahibi bireyler olarak yetiştirilmeleri gerektiğini ifade etti.
Eğitim kültürü ve bilimsel bilgiyi birlikte aktarmalı
Gençlere verilen eğitimin iki temel amacı bulunduğunu belirten Bahçeli, bunlardan ilkinin millî kültürü yeni kuşaklara aktarmak, ikincisinin ise çağın gerçeklerine uygun bilimsel bilgileri kazandırmak olduğunu söyledi.
Tarihsel akıl, insanlık, ahlak, kardeşlik, sevgi ve bilimin genç kuşakların hayatında rehber olması gerektiğini belirten Bahçeli, bu anlayışın eğitim felsefesinin temelini meydana getirmesini istedi.
Ailede ahlak, okulda ilim
Ziya Gökalp’in aileyi milletin temeli olarak değerlendirdiğini hatırlatan Bahçeli, aile içinde alınan eğitimin bireyin temel karakterini oluşturduğunu; okulun ise bireyin toplumla bütünleşmesini sağlayan kamusal alan olduğunu ifade etti.
Bu nedenle gençlere aile içinde iyi bir ahlak, okulda ise nitelikli bir bilimsel eğitim verilmesi gerektiğini belirten Bahçeli, aile yapısının korunması ile gençlerin toplumsal sorumluluk sahibi bireyler olarak yetiştirilmesi arasında doğrudan ilişki kurdu.
Erol Güngör’ün gençlerin yetişmesinde aile ve okulun etkisinin giderek azaldığı; gazete, sinema, tiyatro, siyasal hareketler ve diğer toplumsal araçların etkisinin arttığı yönündeki değerlendirmelerine de işaret eden Bahçeli, dijital çağın karmaşık yapısı içinde gençlik politikalarına daha fazla önem verilmesi gerektiğini söyledi.
Aile ve eğitim kurumları birbirini tamamlamalı
Ailenin kültürün kuşaktan kuşağa aktarılması ve temel değerlerin kazandırılması bakımından eğitim kurumlarının destekçisi olması gerektiğini belirten Bahçeli, okulların da milletin misyon ve vizyonuna uygun nitelikli insan gücü yetiştirmesini istedi.
Eğitim kurumlarının gençlere teknolojik hedeflere ulaşma, meslek edinme, bilimsel araştırma yapma ve ülke sorunlarına çözüm üretme konusunda rehberlik etmesi gerektiğini ifade eden Bahçeli, gençleri Türkiye’nin gelecekte ulaşmayı hedeflediği konumun belirlenmesindeki en önemli güç olarak gördüklerini söyledi.
Ahlak, irade ve disiplin vurgusu
Ali Fuad Başgil’in “Gençlerle Başbaşa” adlı eserindeki değerlendirmelere atıfta bulunan Bahçeli, hayat başarısı için ahlak, irade ve disiplinin gerekli olduğunu belirtti.
Zekâ, sabır ve düzenli çalışmanın bu süreci tamamlayan unsurlar olduğunu ifade eden Bahçeli; dürüstlük, edep, saygı, sorumluluk, çalışkanlık ve millete faydalı olma anlayışının genç kuşaklara kazandırılması gereken değerler arasında bulunduğunu söyledi.
Ülkü Ocaklarının gençlik çalışmalarına değindi
Ülkü Ocaklarının kuruluşundan bu yana millî ve manevi değerlerle yetişmiş gençlerin Türkiye’nin gelişmesine katkı sağlamasını hedeflediğini belirten Bahçeli, teşkilat bünyesinde çok sayıda gencin yetiştiğini söyledi.
Ülkü Ocaklarının günümüzde de temel değerlere bağlılığı ve çağın gereklerini birlikte gözeten çalışmalar yürüttüğünü ifade eden Bahçeli, bu faaliyetlerin artarak devam edeceğine inandığını belirtti.
Dokuzuncu dayanak: Akademi, bilim-teknik ve siyaset arasında uyum
Bahçeli, “Türk ve Türkiye Yüzyılı” tasavvurunun dokuzuncu ve son dayanağını “akademi, bilim-teknik ve siyaset arasında uyum sağlanması” olarak açıkladı.
Siyaseti toplumsal hayatta karşılaşılan sorunlara çözüm üretme faaliyeti olarak tanımlayan Bahçeli, her milletin kendi siyasi kültürü, sorunları tanımlama biçimi ve çözüm yöntemleri bulunduğunu söyledi.
Türk milletinin de millî karakterine uygun bir siyaset ve felsefe geliştirmesinin doğal ve gerekli olduğunu ifade eden Bahçeli, akademi, bilim ve tekniğin bu siyasi düşüncenin temel bilgi kaynakları arasında bulunduğunu kaydetti.
Millî karakter ile çağın şartları birlikte değerlendirilmeli
Akademi, bilim ve teknolojiden beslenen; millî karaktere uygun ve güncel ihtiyaçları dikkate alan bir siyasi felsefenin yönetime önemli bir bakış açısı kazandıracağını belirten Bahçeli, siyasetin çok katmanlı bir toplumsal kurum olduğunu ifade etti.
İnsan, ekonomi, tarih, kültür ve uluslararası gelişmelerin siyasi karar süreçlerini birlikte şekillendirdiğini kaydeden Bahçeli, akademinin yalnızca teorik bilgi üreten ve kendi içinde tekrarlanan bir yapıya dönüşmemesi gerektiğini söyledi.
Bilim ve teknolojinin üretimden kalkınmaya, güvenlikten sağlığa ve eğitimden kamu yönetimine kadar bütün toplumsal alanları etkilediğini belirten Bahçeli, akademi ile siyaset arasındaki sağlıklı ilişkinin güçlü devletin temel dinamiklerinden biri olduğunu ifade etti.
Üniversiteler güvenilir ve nesnel bilgi üretmeli
Üniversitelerin güvenilir ve objektif bilgi üretmekle yükümlü olduğunu belirten Bahçeli, akademik bilginin yalnızca teorik çalışmalar açısından değil, toplumsal sorunlara çözüm üretilmesi bakımından da değer taşıdığını söyledi.
Deneysel ve nesnel bilgiye dayanan akademik çalışmaların siyasi kararların yalnızca arzu, duygu veya dogmatik kabullerle alınmasını önleyebileceğini belirten Bahçeli, bu sayede karar süreçlerinin akılcı ve gerçekçi bir zemine taşınabileceğini ifade etti.
Devletlerin gücü bilgi üretme kapasitesiyle ölçülüyor
Bilgi ve güç arasında tarih boyunca önemli bir ilişki bulunduğunu belirten Bahçeli, günümüzde bilginin yalnızca güç kazanmanın değil, devletlerin ayakta kalmasının, varlığını sürdürmesinin ve ilerlemesinin de temel şartlarından biri hâline geldiğini söyledi.
Teknolojik gelişmelerin ülkelerin küresel rekabet gücünü şekillendirdiğini ifade eden Bahçeli, devletlerin gücünün artık yalnızca ekonomik ve askerî kapasiteleri üzerinden ölçülemediğini kaydetti.
Bahçeli’ye göre çağdaş devletlerin gücü, aynı zamanda bilgi üretme ve üretilen bilgiyi etkili kamu politikalarına dönüştürebilme kabiliyetine dayanıyor.
Enerji, savunma, yapay zekâ ve biyoteknoloji
Enerji sistemleri, savunma sanayisi, yapay zekâ ve biyoteknolojinin akademinin doğal çalışma alanları arasında bulunduğunu belirten Bahçeli, bu alanlardaki bilimsel ve teknolojik kapasitenin devletlerin stratejik gücünü doğrudan etkilediğini söyledi.
Siyasetin görevinin kamu yararını gözetmek, devleti güçlü kılmak ve milletin refahını yükseltmek olduğunu ifade eden Bahçeli, bilgi üretim süreçleri, teknolojik üretim kapasitesi ve siyasi kararların toplumsal sorunlara çözüm getirme kabiliyeti arasında doğrudan ilişki bulunduğunu kaydetti.
Bilimsel bilgi sürdürülebilir politikaya dönüşmeli
Gelecek inşa etme sürecinin somut gerçeklere ve tarihsel var olma iradesine dayanması gerektiğini belirten Bahçeli, akademik araştırmaların ortaya koyduğu verilerin sürdürülebilir politika üretiminde etkili biçimde kullanılması gerektiğini söyledi.
Bilimsel bilgi ve teknolojik üretimin günümüz devletlerinin en önemli stratejik kaynakları arasında yer aldığını belirten Bahçeli, MHP’nin geçmişten bugüne sürdürdüğü eğitim faaliyetlerinin daha ileri bir kurumsal seviyeye taşınmasının kaçınılmaz olduğunu ifade etti.
“Geçmişi kavrayamayan siyasi parti geleceği inşa edemez”
Geçmişi doğru kavrayamayan, bugünü sağlıklı biçimde değerlendiremeyen ve toplumsal göstergeleri okuyamayan siyasi partilerin geleceği inşa edemeyeceğini belirten Bahçeli, MHP’nin tarihsel konumunun ve gelecek hedeflerinin açık olduğunu söyledi.
Bu hedeflere ulaşmak için toplumun bütün yönleriyle tanınmasına, bölgesel gelişmelerin doğru değerlendirilmesine ve geleceğin nasıl şekilleneceğine ilişkin güvenilir bilgiye ihtiyaç bulunduğunu ifade eden Bahçeli, MHP bünyesindeki bilgi üretim süreçlerinin bu anlayış doğrultusunda kurumsallaştırıldığını belirtti.
MHP bünyesindeki enstitü ve vakıflar
Parti bünyesinde kurulan enstitüler ve vakıfların akademik ve bilimsel çalışmalar yürüttüğünü belirten Bahçeli, bu kuruluşların bilgi üretim süreçlerinin taşıyıcısı olduğunu söyledi.
Çok sayıda akademik araştırma ve bilimsel çalışmanın gerçekleştirildiğini belirten Bahçeli, MHP’nin bu alandaki faaliyetlerinin gelişerek devam edeceğini kaydetti.
Böylece “Türk ve Türkiye Yüzyılı’nın Dayanakları” röportaj dizisinde açıklanan dokuz temel başlık tamamlanmış oldu.
Dokuz dayanakta “Türk ve Türkiye Yüzyılı” tasavvuru
Bahçeli’nin dört bölüm hâlinde açıkladığı gelecek tasavvuru şu dokuz dayanak etrafında şekillendi:
- Türkçe Dünya Kurma İdeali
- Bölgede Egemen Devlet Olmak
- Millî Üretim ve Ekonomik Bağımsızlık
- Silah ve Savunma Sanayisinin Tam Kurumsallaşması
- Enerji Meselesinin Tam Çözümü
- Terörsüz Türkiye
- Türk Dünyası Anlayışı
- Eğitim, Değerler, Gençlik ve Aile
- Akademi, Bilim-Teknik ve Siyaset Arasında Uyum
Röportaj dizisinde bu dayanaklar; devlet, hukuk, adalet, ekonomi, savunma, enerji, toplumsal bütünlük, kültür, aile, gençlik, bilim ve teknoloji başlıklarını birlikte ele alan çok boyutlu bir siyasi gelecek tasavvuru olarak ortaya konuldu.
TÜRKGÜN haberi: Bilge Güler
Röportaj: Prof. Dr. Muhammet Hanifi Macit – MHP Genel Başkan Başdanışmanı
Haberin düzenlenmesi: GA Dijital Haber Portalı Haber Merkezi / Politika Haberleri
Haber editörü: Hasan Mutlu
İletişim: bilgi@gazeteankara.com.tr
WhatsApp: +90 531 512 62 32
Kaynak: TÜRKGÜN – “Türk ve Türkiye Yüzyılı’nın Dayanakları-4: Türk aile yapısı tehdit altında”
Serinin önceki bölümleri
- Birinci bölüm – Devlet, adalet ve Türkçe dünya vurgusu
- İkinci bölüm – Egemen devlet, millî üretim ve savunmada kurumsallaşma
- Üçüncü bölüm – Enerjide bağımsızlık, Terörsüz Türkiye ve Türk Dünyası
YORUM YAP