HABERLER

G[A]
06 Ağustos 2026 08:10 | Son Güncelleme: 07 Ağustos 2026 07:33

Türk sporunda “yetenek” uyarısı: Keşfetmek yetmiyor, sistemde tutmak gerekiyor

Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ayhan Erdem, Türkiye’nin spor alanındaki temel sorununun yetenek eksikliği değil; çocukları doğru branşa yönlendirecek, destekleyecek ve sistem içinde tutacak bütüncül yapının kurulamaması olduğunu belirtti. Erdem’e göre futbol merkezli kaynak dağılımı, okul-kulüp kopukluğu, tesis ve antrenör yetersizliği ile sınav baskısı, Türkiye’nin spor potansiyelini sınırlandırıyor.

Ankara – GA Dijital Haber Portalı Haber Merkezi / Spor Haberleri- Türkiye’nin uluslararası spor başarıları voleybol, basketbol, okçuluk, güreş, boks, tekvando ve cimnastik gibi birçok branşta yükselirken; sporun finansmanında, medyadaki görünürlüğünde ve toplumsal algısında futbolun belirleyici konumu devam ediyor.

Gazete Ankara Dijital Haber Portalı Köşe Yazarı ve Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ayhan Erdem, yayımlanan “Türk Sporunun Derin Çelişkisi: Sahadaki Yetenekten Sistemik Yanılsamaya” başlıklı yazısında, Türk sporunun yapısal sorunlarını ve çözüm bekleyen politika alanlarını değerlendirdi.

Başarı çok branşlı, sistem futbol merkezli

Erdem’in değerlendirmesine göre Türkiye’de spor denildiğinde toplumsal ilginin, medya yayınlarının ve sponsorluk kaynaklarının büyük ölçüde futbola yönelmesi, kendi kendisini besleyen bir döngü oluşturuyor.

Futbol görünür olduğu için yatırımlar bu alana yönelirken; yeterli kaynak bulamayan diğer branşların görünürlüğü sınırlı kalıyor. Düşük görünürlük ise yeni sponsorların ve geniş izleyici kitlelerinin bu alanlara ulaşmasını zorlaştırıyor.

Buna karşılık Türkiye’nin uluslararası başarı tablosu yalnızca futboldan oluşmuyor. Kadın voleybolunda millî takımın yükselişi, basketbolda kulüplerin Avrupa başarıları, Mete Gazoz’un okçulukta kazandığı tarihî dereceler ile güreş, boks, tekvando ve cimnastikte elde edilen sonuçlar, farklı branşlarda güçlü bir insan kaynağının bulunduğunu gösteriyor.

Erdem, spor kültürünün tek bir branşa sıkıştırılmasının yalnızca diğer spor alanlarını gölgede bırakmadığını, futbol üzerindeki aşırı finansal ve toplumsal baskıyı da artırdığını vurguluyor.

Temel sorun okul çağında başlıyor

Değerlendirmede, Türkiye’nin sporu geniş toplum kesimleri için bir yaşam alışkanlığına dönüştürememesinin temel nedenlerinden birinin okul çağındaki yapısal eksiklikler olduğu ifade ediliyor.

Beden eğitimi derslerinin sınırlı kalması, okul ile spor kulüpleri arasında düzenli bir yönlendirme mekanizmasının kurulamaması, bazı okullardaki tesis ve donanım yetersizlikleri ile çocukların fiziksel özelliklerine uygun branşlara erken yaşta yönlendirilememesi başlıca sorunlar arasında gösteriliyor.

Buna sınav odaklı eğitim sistemi de ekleniyor. Akademik başarı ile sporun birbirini destekleyen iki alan olarak değerlendirilmesi gerekirken, birçok aile ve çocuk “okul mu, spor mu?” tercihiyle karşı karşıya kalıyor. Özellikle LGS ve YKS sürecinde spor faaliyetlerinden uzaklaşan çocuklar, erken yaşta keşfedilmiş olsalar bile sistemin dışında kalabiliyor.

1 milyon 356 bin öğrenci için tarama planlandı

Gençlik ve Spor Bakanlığı ile Millî Eğitim Bakanlığı iş birliğinde yürütülen Türkiye Sportif Yetenek Taraması ve Spora Yönlendirme Programı, çocukların fiziksel özelliklerinin bilimsel ölçümlerle değerlendirilmesini ve uygun spor alanlarına yönlendirilmesini amaçlıyor.

Gençlik ve Spor Bakanlığının açıkladığı programa göre 2025-2026 eğitim öğretim yılında yaklaşık 1 milyon 356 bin üçüncü sınıf öğrencisinin genel tarama test ve ölçümlerine katılması planlandı. Çalışmalar 2 Şubat 2026’da başladı ve 81 ili kapsayacak şekilde yürütüldü. Gençlik ve Spor Bakanlığı

Programın ilk aşamasında öğrencilerin boy, kilo, hız, çeviklik, esneklik, dikey sıçrama ve el kavrama kuvveti gibi fiziksel özellikleri ölçülüyor. Spora yatkın olduğu belirlenen öğrenciler, yaklaşık 10 ay süren Sporcu Eğitimi ve Gelişimi Programına davet ediliyor.

Bakanlığın Nisan 2026’da yayımladığı bilgilere göre, program kapsamında keşfedilen sporcular 2018’den bu yana kendi yaş kategorilerindeki uluslararası organizasyonlarda toplam 1.045 madalya kazandı. Türkiye genelindeki 86 Sporcu Eğitim Merkezinde ise gündüzlü ve yatılı statüde 5 bin 239 sporcu çalışmalarını sürdürüyor. Türkiye Sportif Yetenek Taraması ve Spora Yönlendirme Programı

“Teşhis başarılı, takip sistemi güçlendirilmeli”

Prof. Dr. Erdem, programın yeteneklerin belirlenmesi ve fırsat eşitliği sağlanması bakımından Türk sporu için önemli bir dönüm noktası olduğunu belirtiyor. Ancak taramayla keşfedilen çocukların uzun yıllar boyunca sistem içinde tutulabilmesi için takip aşamasının güçlendirilmesi gerektiğine dikkat çekiyor.

Değerlendirmede öne çıkan üç temel sorun şöyle sıralanıyor:

  • Büyük şehirlerde ulaşım, Anadolu’daki bazı bölgelerde ise tesis ve uzman antrenör yetersizliği,
  • Yetenekli çocukları ücretsiz veya erişilebilir koşullarda kabul edecek mahalle ve amatör kulüp ağının sınırlı kalması,
  • Sınav dönemlerinde çocukların spor faaliyetlerinden çekilmesi ve böylece sporcu kaybının ortaya çıkması.

Bu tablo, yeteneğin keşfedilmesinin tek başına yeterli olmadığını; çocukların aile, okul, kulüp, yerel yönetim ve spor federasyonları tarafından birlikte desteklenmesi gerektiğini gösteriyor.

Türk sporu için beş politika önerisi

Erdem, futbolun toplumsal değerini veya görünürlüğünü azaltmak yerine diğer branşların erişilebilir, sürdürülebilir ve görünür hale getirilmesi gerektiğini belirterek beş politika alanına dikkat çekiyor:

1. Spor yayıncılığında yeni bir dil

Olimpik ve amatör branşların yalnızca büyük turnuvalar sırasında değil, yıl boyunca görünür olması; sporcuların başarı yolculuklarının belgesel, röportaj ve dijital içeriklerle kamuoyuna anlatılması öneriliyor.

2. Okul tesislerinin etkin kullanılması

Okullardaki spor salonları ve kamuya ait tesislerin güvenlik, sigorta ve yönetim esasları belirlenerek ders saatleri dışında çocukların ve mahalle sakinlerinin kullanımına açılması isteniyor.

3. Okul-kulüp-belediye iş birliği

Yetenek taramasında belirlenen çocukların uygun kulüplere yönlendirilmesini sağlayacak yerel bir koordinasyon sistemi kurulması; belediyelerin ve şehir kulüplerinin çok branşlı yapıya geçmesi öneriliyor.

4. Sponsorluk sisteminin çeşitlendirilmesi

Özel sektörün spor yatırımlarında olimpik branşlara, kadın sporlarına, altyapıya ve amatör kulüplere ayrılan kaynakların daha güçlü teşviklerle desteklenmesi gerektiği belirtiliyor.

5. Sporcuların rol model olarak desteklenmesi

Uluslararası başarı kazanan sporcuların kişisel markalarının profesyonel biçimde yönetilmesi; çocukların farklı branşlardan sporcuları tanımasını sağlayacak eğitim, medya ve iletişim çalışmalarının geliştirilmesi isteniyor.

Hedef, çocuğu keşfetmekten öteye geçmeli

Prof. Dr. Ayhan Erdem’in değerlendirmesi, Türk sporundaki temel meselenin toplumsal ilgisizlik değil; mevcut ilginin farklı branşlara yönlendirilmesini sağlayacak altyapı ve koordinasyon eksikliği olduğunu ortaya koyuyor.

Türkiye’nin genç nüfus potansiyelini kalıcı uluslararası başarılara dönüştürebilmesi için yeteneği belirleyen değil, keşfedilen çocuğu yıllarca izleyen ve destekleyen bir spor politikasına ihtiyaç bulunuyor.

Bu kapsamda başarı ölçütünün yalnızca kaç öğrencinin tarandığı üzerinden değil; kaç çocuğun uygun branşa yönlendirildiği, kaçının kulüplerle buluşturulduğu ve kaçının beş ya da on yıl sonra spor yaşamını sürdürdüğü üzerinden değerlendirilmesi önem taşıyor.

Türk sporunun geleceği, futbolun karşısına başka branşlar koymaktan değil; sahadan salona, korttan piste kadar bütün spor alanlarını aynı ekosistem içinde güçlendirmekten geçiyor.

Kaynak: Prof. Dr. Ayhan Erdem’in Gazete Ankara Dijital Haber Portalı’nda yayımlanan değerlendirmesi; Gençlik ve Spor Bakanlığı ile Millî Eğitim Bakanlığına ait resmî program bilgileri.

Dr. Oğuz POYRAZOĞLU

Dr. Oğuz POYRAZOĞLU

Gazete Ankara Dijital Haber Portalı SPOR

YORUM YAP

Yorumu Gönder

YORUMLAR (0)