HABERLER

G[A]
14 Nisan 2026 15:33 | Son Güncelleme: 15 Nisan 2026 22:57

İYİ Parti’den Sosyal Medya, Ekonomi Ve Dış Politika Çıkışı

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, TBMM Grup Toplantısı’nda sosyal medya düzenlemesinden ekonomi yönetimine, öğretmen atamalarından Türkiye’nin dış politika yönelimine kadar uzanan başlıklarda hükümete sert eleştiriler yöneltti; temel hak ve özgürlükler, alım gücü, yüksek teknoloji açığı ve dış ticaretteki denge sorunları üzerinden kapsamlı bir değerlendirme yaptı.

Ankara- Gazete Ankara Dijital Haber Portalı Haber Merkezi / Politika Haberleri- İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, partisinin Türkiye Büyük Millet Meclisi Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, gündemin öne çıkan başlıklarını çok yönlü biçimde değerlendirdi. Konuşmasına eski TBMM Başkanı Hüsamettin Cindoruk’u rahmetle anarak başlayan Dervişoğlu, Meclis’te görüşmeleri süren sosyal medya ve doğum izni düzenlemeleri, ekonomi politikaları, öğretmen adaylarının yaşadığı sorunlar ve Türkiye’nin dış politika yönelimi üzerine dikkat çeken açıklamalarda bulundu.

Sosyal medya düzenlemesine hak ve özgürlükler vurgusu

Dervişoğlu, sosyal medyaya ilişkin düzenlemeleri değerlendirirken ailenin, gençliğin ve çocukların korunmasının devletin asli görevlerinden biri olduğunu belirtmekle birlikte, bu koruma anlayışının temel hak ve hürriyetleri zedeleyen bir sonuca dönüşmemesi gerektiğini söyledi. Özellikle 15 yaş altındaki çocuklara sosyal medyanın tümden yasaklanmasına karşı çıkan Dervişoğlu, bunun ifade özgürlüğü ile kişinin maddi ve manevi varlığını geliştirme hakkı bakımından sorunlu bir yaklaşım olduğunu ifade etti.

Konuşmasında, “Nasıl ki güvenlik ve özgürlük dengesi sağlanması gerekli ise koruma ve hak dengesi de gözetilmelidir” yaklaşımını öne çıkaran Dervişoğlu, devletin koruma yükümlülüğünün, hak ve hürriyetler rejimini ortadan kaldıracak bir araç olarak kullanılamayacağını savundu. Ebeveyn kontrol araçlarının geliştirilmesini makul bulduğunu belirten Dervişoğlu, buna karşın ebeveynlerin dijital okuryazarlık düzeyine ilişkin ciddi bir eğitim altyapısının bulunup bulunmadığını da sorguladı.

“Yasaklarla sıvama” eleştirisi

Dervişoğlu, internetin Türkiye’de yaygınlaşma sürecine atıf yaparak, bugünkü dijital sorunların bir günde ortaya çıkmadığını, yıllar içinde gerekli hazırlıkların yapılmaması nedeniyle bugüne taşındığını ileri sürdü. Bu çerçevede iktidarın zamanında gerekli önlemleri almamış olmasını eleştiren Dervişoğlu, bugün yaşanan sorunların yasakçı yaklaşımlarla çözülemeyeceğini savundu. Bu değerlendirme, dijital çağın riskleri karşısında eğitim, bilinçlendirme ve denetim mekanizmalarının birlikte düşünülmesi gerektiğine işaret eden bir politik çerçeve olarak öne çıktı.

Ekonomi yönetimine sert eleştiriler

Toplantının en dikkat çekici bölümlerinden biri ekonomi başlığı oldu. Dervişoğlu, açıklanan enflasyon verilerinin toplumun günlük hayatında karşılık bulmadığını öne sürerek, resmi göstergeler ile vatandaşın mutfakta, pazarda ve faturalarında yaşadığı gerçeklik arasında ciddi bir mesafe bulunduğunu dile getirdi. Elektrik, doğal gaz ve kira gibi temel harcama kalemlerinde yaşanan baskının istatistiki ağırlık oyunlarıyla görünmez hale getirilemeyeceğini belirten Dervişoğlu, alım gücündeki aşınmanın üretici ve tüketiciyi aynı anda sıkıştırdığını söyledi.

Dervişoğlu’nun ifadeleri, özellikle dar ve orta gelirli kesimlerin yaşam maliyeti karşısındaki kırılganlığını siyasi gündemin merkezine taşıdı. “Pazar filesi eve her hafta biraz daha hafif dönüyor. Kasabın önünden geçmek artık cesaret istiyor” sözleriyle tabloyu somutlaştıran Dervişoğlu, ekonomik tartışmayı rakamların ötesinde gündelik hayatın içinden örneklerle anlatmayı tercih etti.

Yüksek teknoloji açığı ve üretim kapasitesi tartışması

Dervişoğlu, Türkiye’nin yalnızca temel tüketim kalemlerinde değil, stratejik üretim ve teknoloji alanlarında da zorluk yaşadığını savundu. Yılın ilk iki ayında yüksek teknolojili ürün ihracatının 1,26 milyar dolar seviyesinde kaldığını, buna karşılık ithalatın 5,63 milyar dolara ulaştığını belirten Dervişoğlu, bu durumun yüksek teknoloji grubunda 4,37 milyar dolarlık dış ticaret açığı anlamına geldiğini söyledi. Yüksek ve orta yüksek teknolojili ürünlerde toplam açığın 8,2 milyar dolara ulaştığını ileri süren Dervişoğlu, bu verileri Türkiye’nin üretim kapasitesi ve teknoloji politikaları açısından uyarıcı bir tablo olarak sundu.

Bu açıklamalar, ekonomi tartışmasının yalnızca enflasyon ve geçim meselesiyle sınırlı olmadığını; aynı zamanda sanayi politikası, katma değerli üretim ve dışa bağımlılık ekseninde de değerlendirilmesi gerektiğini gösterdi. Politik düzlemde bu başlık, Türkiye’nin kalkınma modeline ilişkin daha derin bir sorgulamanın parçası olarak öne çıktı.

Borçluluk ve esnafın yükü

Dervişoğlu, bireysel kredi ve kredi kartı borçları üzerinden toplumsal ekonomik baskıyı da gündeme taşıdı. 2026 yılı şubat ayında 221 bin kişinin bireysel kredi veya kredi kartı borcu nedeniyle yasal takibe düştüğünü belirten Dervişoğlu, takipteki borç miktarının geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 98 artarak 323,8 milyar liraya çıktığını söyledi. Bu rakamların yalnızca finansal veri olmadığını vurgulayan Dervişoğlu, toplumun giderek maaşıyla değil, borçlanarak yaşamaya zorlandığını öne sürdü.

“Eskiden borç, yatırım için düşünülürdü, bugün ise hayatta kalmanın aracı haline geldi” ifadesi, konuşmanın ekonomik çerçevesinde en çarpıcı mesajlardan biri oldu. Bu vurgu, vatandaşın kredi kartı kullanımının artık refah ya da tüketim tercihi değil, temel ihtiyaçları karşılamanın zorunlu aracı haline geldiği iddiasını merkeze aldı.

Öğretmen adayları ve mülakat sistemi

Dervişoğlu’nun gündeme taşıdığı bir diğer önemli başlık eğitim politikaları oldu. Öğretmen adaylarının yaşadığı sorunlara değinen Dervişoğlu, Milli Eğitim Akademisi modelini mülakat sistemini kurumsallaştıran yeni bir yapı olarak niteledi. Eğitim fakültesinden mezun olan, sınava giren ve başarı gösteren gençlerin önüne yeni aşamalar çıkarıldığını söyleyen Dervişoğlu, öğretmen adaylarının sürekli yeni eleme mekanizmalarıyla karşı karşıya bırakıldığını savundu.

Bu değerlendirme, özellikle kamu personeli alımlarında liyakat, eşitlik ve öngörülebilirlik ilkeleri etrafında süregelen tartışmaların yeni bir başlığı olarak dikkat çekti. Dervişoğlu’nun eleştirileri, eğitim sisteminden istihdama geçiş sürecindeki yapısal sorunların muhalefet cephesinde güçlü biçimde gündemde tutulduğunu gösterdi.

Dış politikada eksen tartışması

Dış politika başlığında ise Dervişoğlu, hükümetin Türkiye’yi tehlikeli bir savrulmanın eşiğine getirdiğini ileri sürdü. Özellikle “Türkiye-Rusya-Çin ittifakı” yönündeki önerileri hedef alan Dervişoğlu, bu yaklaşımın Türkiye’nin milli menfaatleri ve ekonomik gerçekleriyle uyuşmadığını savundu. Türkiye’nin toplam dış ticaret açığının büyük bölümünün Rusya ve Çin kaynaklı olduğunu söyleyen Dervişoğlu, Çin’e ihracatın toplam ihracat içindeki payının düşük kaldığını, buna karşın ithalat bağımlılığının yüksek olduğunu kaydetti.

Dervişoğlu, 2025 yılında Çin’e karşı 45 milyar dolar, Rusya’ya karşı ise yaklaşık 37 milyar dolar dış ticaret açığı verildiğini; buna karşılık Avrupa Birliği, İngiltere ve ABD ile ticarette daha olumlu bir tablo bulunduğunu ifade etti. Bu veriler üzerinden Türkiye’nin Rusya ve Çin ile daha fazla yakınlaşmasını değil, mevcut ticaret dengesizliğini giderecek ciddi diplomatik ve ekonomik görüşmeleri öncelemesi gerektiğini savundu.

Türkiye’nin konumu ve bölgesel gerilimler

Konuşmasının son bölümünde Dervişoğlu, Türkiye’nin Orta Doğu ekseninde yalnızlaştırılmak istendiğini ileri sürdü. Netanyahu çevresinin ve bazı Amerikan çevrelerinin Türkiye’yi “yeni bir İran” gibi göstermeye çalıştığını savunan Dervişoğlu, bunun Türkiye’yi NATO’dan kopmuş, Batı’dan uzaklaşmış ve bölgede yalnızlaşmış bir ülke gibi sunma çabasının parçası olduğunu söyledi. Ona göre bu çaba, Türkiye’yi yeni bir bölgesel savaş denklemine çekme riskini içinde barındırıyor.

Dervişoğlu, Türkiye’nin ne Moskova’nın taşeronu, ne Pekin’in pazarı, ne de başka aktörlerin savaş siyaseti için kullanılacak bir araç olamayacağını vurgulayarak konuşmasını tamamladı. Bu çerçevede grup toplantısı, muhalefetin hem iç politikada hak ve özgürlükler ile ekonomik daralma başlıklarını, hem de dış politikada Türkiye’nin stratejik yönünü aynı metin içinde birleştirdiği dikkat çekici bir siyasal söylem olarak kayda geçti.

Kaynak: Paylaşılan “İyi Parti TBMM Grup Toplantısı” konuşma metni

Haber Editörü: Hasan Mutlu
İletişim: bilgi@gazeteankara.com.tr
Gazete Ankara WhatsApp Haber Hattı: +90 531 512 62 32

Dr. Oğuz POYRAZOĞLU

Dr. Oğuz POYRAZOĞLU

Gazete Ankara Dijital Haber Portalı POLİTİKA

YORUM YAP

Yorumu Gönder

YORUMLAR (0)