HABERLER

G[A]
21 Ağustos 2026 20:01 | Son Güncelleme: 23 Ağustos 2026 00:42

Bahçeli’den İsrail’e Ebu Zuhur Sonrası 7 Maddelik Çağrı: “Türkiye’nin Sabrı Sınanmamalı”

Bahçeli’den İsrail’e Ebu Zuhur Sonrası 7 Maddelik Çağrı: “Türkiye’nin Sabrı Sınanmamalı”

Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, İsrail’in Suriye’nin İdlib kırsalındaki Ebu Zuhur Askerî Hava Üssü’ne yönelik saldırısının ardından kapsamlı bir açıklama yaptı. Bahçeli, Türkiye’nin çatışma arayan bir ülke olmadığını vurgularken İsrail’in Suriye üzerinden Türkiye’nin güvenlik hassasiyetlerini sınamaması gerektiğini belirtti; uluslararası yaptırımlardan “Ankara Deklarasyonu”na, ateşkes gözlem misyonundan bölgesel güvenlik yapılanmasına kadar uzanan yedi maddelik öneri ortaya koydu.

Ankara – GA Dijital Haber Portalı Haber Merkezi / Politika (Dünya) Haberleri- Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 21 Ağustos 2026 tarihinde yayımladığı kapsamlı yazılı açıklamada, İsrail’in Suriye sahasındaki askerî faaliyetlerini Türkiye’nin millî güvenliği ve Orta Doğu’nun geleceği bakımından değerlendirdi. Açıklamanın merkezinde, 18 Ağustos’ta Suriye’nin İdlib kırsalındaki Ebu Zuhur Askerî Hava Üssü’ne gerçekleştirilen İsrail hava saldırısı yer aldı.

Bahçeli, saldırıyı Suriye’nin egemenliği ve toprak bütünlüğünün ihlali olarak nitelendirirken, Türkiye’nin barış ve diplomasi iradesinin zafiyet olarak değerlendirilmemesi gerektiğini vurguladı. MHP liderinin açıklaması, Ankara’nın saldırının hemen ardından resmî kanallardan ortaya koyduğu tepkiyle aynı temel eksende buluşurken; yaptırım, bölgesel güvenlik yapılanması ve uluslararası mekanizmalar konusunda daha kapsamlı siyasi öneriler içermesiyle dikkat çekti.

Açıklamanın arka planı: Ebu Zuhur’a sekiz hava saldırısı

Suriye devlet medyasına dayandırılan bilgilere göre İsrail uçakları 18 Ağustos sabahı Ebu Zuhur Askerî Hava Üssü’ne sekiz hava saldırısı gerçekleştirdi. Saldırılarda pist ile bazı depolama ve hangar bölümlerinin hedef alındığı, can kaybı bildirilmediği aktarıldı.

Uluslararası haber kaynaklarına göre üs, Türkiye sınırına yaklaşık 70 kilometre mesafede bulunuyor. Uzun süredir aktif bir askerî havaalanı olarak kullanılmayan tesisin, Suriye’de yeni yönetimin kurulmasının ardından ordunun eğitim faaliyetlerinde değerlendirildiği belirtildi. İsrail ordusu ilk aşamada saldırıyla ilgili yorum yapmazken olay, Türkiye-İsrail ilişkilerindeki Suriye merkezli güvenlik gerilimini yeniden gündemin ön sırasına taşıdı.

İsrail’den “Türk askeri” gerekçesi, Ankara’dan kesin ret

Saldırının ardından İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun ofisinden yapılan açıklamada, Suriye’nin Ebu Zuhur’a Türk askerlerinin konuşlandırılmasına izin verme aşamasında olduğu ve bunun İsrail açısından güvenlik tehdidi oluşturacağı ileri sürüldü. İsrail tarafı, böyle bir gelişmenin Suriye ile güvenlik alanında var olduğunu savunduğu “statükoyu” ihlal edeceğini öne sürdü.

Ankara ise bu iddiaları reddetti.

Türkiye tarafından yapılan açıklamada, İsrail Başbakanlık Ofisinin ortaya attığı iddiaların Suriye’nin egemenliğini ve toprak bütünlüğünü hedef alan hava saldırılarını meşrulaştırmaya yönelik olduğu belirtildi. Türkiye’nin Suriye hükümetiyle meşru temelde barış, istikrar ve refahın tesisi için iş birliğine devam edeceği ve Suriye’nin istikrarsızlaştırılmasına izin vermeyeceği mesajı verildi.

Böylece Ebu Zuhur saldırısı yalnızca İsrail-Suriye hattında yaşanan askerî bir olay olmaktan çıkarak, Türkiye’nin Suriye’deki rolünün de doğrudan tartışıldığı yeni bir bölgesel güvenlik başlığına dönüştü.

Dışişleri Bakanlığı: “Uluslararası toplum daha kararlı davranmalı”

Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı da saldırının gerçekleştiği 18 Ağustos günü yayımladığı resmî açıklamayla Ebu Zuhur’a yönelik hava saldırılarını güçlü biçimde kınadı.

Bakanlık, İsrail’in Suriye’nin altyapısını ve kabiliyetlerini hedef aldığını, ülkenin toprak bütünlüğü ve birliğini ihlal ettiğini belirtirken uluslararası topluma da İsrail’in eylemleri karşısında hesap verebilirliğin sağlanması için daha kararlı davranma çağrısında bulundu.

İletişim Başkanı Duran: Türkiye Suriye’nin bütünlüğünü desteklemeyi sürdürecek

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran da saldırının ardından yaptığı açıklamada Ebu Zuhur’a yönelik hava harekâtını “en güçlü şekilde” kınadığını belirtti.

Duran, saldırının Suriye’nin egemenliğini, toprak bütünlüğünü ve altyapısını hedef aldığını ifade ederek bunu bölgesel barış ve istikrarı tehdit eden bir saldırganlık siyasetinin devamı olarak değerlendirdi. Duran ayrıca Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde Türkiye’nin Suriye’nin egemenliğini ve toprak bütünlüğünü desteklemeye devam edeceğini bildirdi.

ABD’den dikkat çeken çıkış: “Gereksiz bir tırmanma”

Saldırıya yönelik önemli değerlendirmelerden biri de ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye-Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack’tan geldi.

Barrack, Ebu Zuhur’a yönelik İsrail saldırılarından “derin endişe” duyduklarını belirterek saldırıyı bölgesel istikrara hizmet etmeyen “gereksiz bir tırmanma” olarak değerlendirdi. Barrack ayrıca Washington’ın Türkiye, İsrail ve Suriye arasında yanlış hesaplama veya doğrudan çatışma riskini azaltabilecek bir çatışmasızlık ve bilgi paylaşımı mekanizması üzerinde çalıştığını açıkladı.

Bu değerlendirme, Ebu Zuhur saldırısının taşıdığı riskin yalnızca Ankara ve Şam tarafından değil, Washington tarafından da bölgesel güvenlik sorunu olarak görüldüğünü ortaya koydu.

Bahçeli: “Türkiye çatışma arayan bir ülke değildir”

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ise üç gün sonra yayımladığı açıklamayla tartışmayı çok daha geniş bir stratejik çerçeveye taşıdı.

Bahçeli, İsrail’in Suriye sahasındaki faaliyetlerinin Türkiye’nin güvenlik çıkarlarıyla kesiştiğini, Doğu Akdeniz’deki gelişmeler ve bölgesel parçalanma girişimlerinin de aynı güvenlik perspektifi içinde ele alınması gerektiğini savundu.

MHP lideri, Türkiye’nin İsrail dâhil hiçbir ülkeyle savaşmayı amaçlamadığını özellikle vurgularken, Türkiye’nin barış iradesinin ve diplomasiye öncelik vermesinin caydırıcılıktan yoksunluk şeklinde değerlendirilmemesi gerektiğini belirtti.

Bahçeli açıklamasında İsrail yönetimine, Türkiye’yi kışkırtmaktan, Türkiye’nin sabrını sınamaktan ve Türkiye’nin millî güvenlik alanlarına doğrudan veya dolaylı müdahale anlamına gelebilecek girişimlerden vazgeçme çağrısında bulundu.

“Etkisizleştirme” kavramına açıklık getirdi

Bahçeli’nin açıklamasının dikkat çeken unsurlarından biri de “İsrail’in etkisizleştirilmesi” ifadesine getirdiği açıklık oldu.

MHP lideri, bu kavramın bir devletin veya halkın ortadan kaldırılması anlamına gelmediğini özellikle belirterek, İsrail’in uluslararası hukuka aykırı politikalarının siyasi, ekonomik, diplomatik ve hukuki araçlarla sınırlandırılmasını ve saldırgan politikaların sürdürülemez hâle getirilmesini kastettiğini ifade etti.

Bahçeli, kalıcı barışın herhangi bir toplumun güvenliğinin ortadan kaldırılmasıyla değil, bütün bölge halklarının güvenliğinin ortak bir zeminde sağlanmasıyla mümkün olabileceğini kaydetti.

Bahçeli’den bölgesel güvenlik için 7 maddelik öneri

Bahçeli, mevcut krizin yalnızca kınama açıklamaları ve geçici ateşkes girişimleriyle çözülemeyeceğini belirterek Türkiye’nin öncülüğünde kapsamlı bir bölgesel güvenlik sistemi kurulmasını önerdi. MHP liderinin açıkladığı yedi maddelik öneri paketi şöyle:

  1. Bölgesel ortak savunma yapılanması: Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasındaki iş birliğinin genişletilmesi; “Kudüs Paktı” yaklaşımı doğrultusunda bir “İslam Barış Gücü” kurulması.
  2. Orta Doğu Barış Koalisyonu veya Konseyi: ABD, Rusya, Çin ve Avrupa Birliği’nin katılımıyla geçici bir uluslararası mekanizma oluşturulması.
  3. Orta Doğu Güvenlik ve Barış Konferansı: Türkiye’nin girişimi ve Birleşmiş Milletler himayesinde, Filistin’de iki devletli çözüm başta olmak üzere bölgenin güvenlik sorunlarını ele alacak sürekli bir konferans düzenlenmesi.
  4. “Ankara Deklarasyonu”: Türkiye’nin bölgesel barış ve güvenlik ilkelerini açıklayan bir deklarasyon yayımlaması; Türkiye’ye yönelik olası tehditlere karşı caydırıcı tutumun açıkça ortaya konulması.
  5. Uluslararası Ateşkes Gözlem Misyonu: Birleşmiş Milletler bünyesinde ateşkes ihlallerini, insani yardım koridorlarını ve sivillerin güvenliğini izleyecek tarafsız bir gözlem mekanizması kurulması.
  6. Uluslararası Arabuluculuk Temas Grubu: Farklı ülkelerin ayrı ayrı yürüttüğü arabuluculuk girişimleri yerine, çok taraflı ve kurumsal bir diplomatik temas grubu oluşturulması.
  7. Kademeli Diplomatik Baskı ve Teşvik Mekanizması: İsrail’e yönelik siyasi ve ekonomik baskının artırılması; ateşkese uyulması, uluslararası hukuka dönülmesi ve müzakerelerin yeniden başlaması hâlinde diplomatik ve ekonomik teşviklerin uygulanması.

Filistin’den Suriye’ye uzanan bütüncül güvenlik yaklaşımı

Bahçeli, Filistin meselesinin de oluşturulacak bölgesel güvenlik mimarisinin merkezinde bulunması gerektiğini savundu.

1967 sınırları temelinde, başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız ve egemen bir Filistin devletinin kurulmasını ve iki devletli çözümün güçlü biçimde desteklenmesini isteyen Bahçeli; Gazze, Suriye, Lübnan, İran, Doğu Akdeniz ve Kıbrıs eksenindeki gelişmelerin birbirinden bağımsız güvenlik başlıkları olarak değerlendirilmemesi gerektiğini ifade etti.

GA değerlendirmesi: Resmî çizgiyle ortak zemin, önerilerde daha ileri çerçeve

Ebu Zuhur saldırısından sonra ortaya çıkan tablo, Ankara’nın resmî kurumları ile MHP yönetiminin Suriye’nin egemenliği ve toprak bütünlüğünün korunması, İsrail’in askerî müdahalelerine karşı çıkılması ve bölgesel istikrarın desteklenmesi başlıklarında ortak bir yaklaşım taşıdığını gösteriyor.

Bununla birlikte Bahçeli’nin 21 Ağustos açıklaması, hükûmet kurumlarının açıklamalarından farklı olarak yaptırım mekanizmaları, uluslararası gözlem misyonu, bölgesel barış konseyi, “Ankara Deklarasyonu” ve ortak güvenlik yapılanması gibi somut kurumsal önerileri aynı pakette topluyor. Bu önerilerin MHP Genel Başkanı tarafından ortaya konulan siyasi ve stratejik teklifler olduğu; Türkiye Cumhuriyeti’nin ilan edilmiş resmî devlet politikası veya alınmış hükûmet kararları niteliği taşımadığı ayrımının korunması gerekiyor.

Ebu Zuhur saldırısının ardından İsrail’in Türkiye’nin Suriye’deki muhtemel askerî rolüne ilişkin iddiaları, Ankara’nın bu iddiaları reddetmesi ve ABD’nin doğrudan çatışma riskini azaltacak bir mekanizma üzerinde çalıştığını açıklaması ise Suriye sahasının önümüzdeki dönemde Türkiye-İsrail ilişkilerinin en hassas güvenlik başlıklarından biri olmaya devam edeceğine işaret ediyor.

Kaynaklar:
Milliyetçi Hareket Partisi – Devlet Bahçeli’nin 21 Ağustos 2026 tarihli resmî açıklaması 
SANA – ABD Özel Temsilcisi Tom Barrack’ın Ebu Zuhur değerlendirmesi

Dr. Oğuz POYRAZOĞLU

Dr. Oğuz POYRAZOĞLU

Gazete Ankara Dijital Haber Portalı POLİTİKA

YORUM YAP

Yorumu Gönder

YORUMLAR (0)