Solfasol’da Tarhundan Hacı Bayram-ı Veli’nin Mirasına Kültür Yolculuğu
Akademisyenler, sanatçılar, yazarlar ve sivil toplum temsilcileri, Hacı Bayram-ı Veli’nin doğduğu Ankara’nın Altındağ ilçesindeki Solfasol’da buluştu. Tarhun bahçesinde başlayan program; yöresel kahvaltı, tarihî cami, Hacı Bayram-ı Veli’nin doğduğu ev ve annesi Ümmi Hanım’ın türbesine gerçekleştirilen ziyaretlerle Ankara’nın üretim kültürünü, manevi mirasını ve medeniyet hafızasını aynı yolculukta buluşturdu.
Ankara – GA Dijital Haber Portalı / Kültür-Sanat Haberleri- Ankara’nın tarihî, kültürel ve manevi değerlerinin yerinde tanınması amacıyla, 7 Eylül 2026 Pazartesi günü Altındağ ilçesine bağlı Solfasol’da kapsamlı bir kültür programı gerçekleştirildi.
Solfasol Köyü Hacı Bayram Veli Hazretleri Sevenler Derneğinin ev sahipliğinde düzenlenen program; tarhun bahçesi ziyaretiyle başladı, yöresel kahvaltıyla devam etti. Katılımcılar daha sonra Hacı Bayram-ı Veli’nin doğduğu ev olarak bilinen mekânı, tarihî camiyi ve annesi Ümmi Hanım’ın türbesini ziyaret etti.
Buluşma, Solfasol’un geleneksel üretim kültürüyle Ankara’nın tarihî ve manevi hafızasını aynı programda buluşturdu.
Akademi, sanat, basın ve sivil toplum Solfasol’da buluştu
Programa; Gazete Ankara Genel Yayın Koordinatörü Dr. Oğuz Poyrazoğlu, Gazi Üniversitesi öğretim üyeleri ve Gazete Ankara yazarları Prof. Ahmet Mahiroğlu, Prof. Dr. Güray Kırpık ve Prof. Dr. Ayhan Erdem ile programın moderatörlüğünü üstlenen Dr. Necati Yalçın katıldı.
Ziyarette ayrıca Gazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi Tarih Bölümü emekli öğretim üyesi Ahmet Cebeci, Ankaralılar ve Ankara’yı Tanıtma Vakfı Başkanı Seyfettin Aslan, Ressam Şükran Pekmezci, Prof. Dr. Hasan Pekmezci, Heykeltıraş Aslan Başpınar, Fotoğraf Sanatçısı Mustafa Taşkın, Galeri Z’yi temsilen Tuna çifti, Türkiye Biyologlar Derneği Başkanı Birsel Gonca ve eşi Murat Gonca ile öğretmenler Tane Alper ve Bilge Aygünoğlu yer aldı.
Farklı meslek ve ilgi alanlarından katılımcıları bir araya getiren programda Solfasol’un tarihi, yerel üretimi, kültürel değerleri ve Hacı Bayram-ı Veli’nin Ankara’ya bıraktığı manevi miras ele alındı.
Yalçın: “Yalnızca bir kahvaltı için bir araya gelmedik”
Programın moderatörlüğünü üstlenen Dr. Necati Yalçın, açılışta katılımcılara teşekkür ederek buluşmanın yalnızca sosyal bir etkinlik olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi.
Tarhun bahçesinde başlayacak programın yöresel kahvaltının ardından tarihî ve manevi mekânlara yapılacak ziyaretlerle devam edeceğini anlatan Yalçın, buluşmanın amacını şu sözlerle ifade etti:
“Bugün aslında yalnızca bir kahvaltı için bir araya gelmiş değiliz. Tarhundan başlayan bu buluşmayı; köyümüzün üretim kültürünü, tarihî mirasını, Hacı Bayram-ı Veli Hazretlerinin hatırasını ve yöremizin manevi değerlerini birlikte tanımaya vesile olacak küçük bir kültür yolculuğuna dönüştürmek istedik.”
Programın belirlenen güzergâh doğrultusunda akıcı ve verimli şekilde ilerlemesini sağlayan Yalçın, katılımcılar arasındaki iletişimin kurulmasına da katkı sundu. Yalçın, Solfasol’daki samimi ev sahipliği dolayısıyla dernek yöneticilerine ve programın hazırlanmasında emeği geçenlere teşekkür etti.
Nurettin Erol programın güzergâhını anlattı
Solfasol Köyü Hacı Bayram Veli Hazretleri Sevenler Derneği Başkan Yardımcısı Nurettin Erol da konuklara katılımlarından dolayı teşekkür ederek programın ayrıntıları hakkında bilgi verdi.
İlk olarak yıllardır tarhun yetiştiren Yaşar Tufan’ın bahçesinin ziyaret edileceğini belirten Erol, burada tarhunun nasıl ekildiği, hangi şartlarda yetiştirildiği ve yörede nasıl değerlendirildiğinin doğrudan üreticisinden dinleneceğini söyledi.
Tarhun bahçesinin ardından dernek binasına geçileceğini ve konuklara tarhunun da yer aldığı yöresel bir kahvaltı sunulacağını belirten Erol, programın tarih ve kültür bölümünü şöyle anlattı:
“İlk olarak Hacı Bayram-ı Veli Hazretlerinin doğduğu ev olarak bilinen mekânı ziyaret etmek istiyoruz. Ardından köyümüzde bulunan tarihî camimizi göreceğiz. Özellikle caminin içerisindeki kalem işi süslemeler ve tarihî figürlerin görülmeye değer olduğunu düşünüyoruz. Daha sonra Hacı Bayram-ı Veli Hazretlerinin annesinin türbesini ziyaret ederek programımızı tamamlamayı planlıyoruz.”
Erol, buluşmanın Solfasol’un yalnızca tarihî yapılarını değil; üretim geleneğini, yöresel değerlerini ve yaşayan kültürünü de tanıtmayı amaçladığını kaydetti.
Kültür yolculuğunun ilk durağı tarhun bahçesi oldu
Programın ilk bölümünde katılımcılar, Solfasol’da yaşayan ve emeklilik yıllarında bahçe üretimini sürdüren Yaşar Tufan’ın tarhun bahçesini ziyaret etti.
Tufan, tarhun bitkisinin yetiştirilmesi, bakımı, sulanması, hasat dönemi ve satış süreci hakkında bilgi verdi. Tarhunun kendine özgü aromasıyla yöre mutfağında önemli bir yere sahip olduğunu anlatan Tufan, üretime bir komşusundan aldığı bitkiyle başladığını söyledi.
İlk aşamada beş-altı sıra tarhun diktiğini belirten Tufan, ürünün toprağa uyum sağlaması ve ilgi görmesi üzerine üretim alanını zamanla genişlettiğini ifade etti.
Tufan, ürünün satış sürecine ilişkin şunları söyledi:
“Şimdi müşteriler buraya, bahçeye kadar geliyor. Özellikle mevsimi başladığında oldukça yoğun oluyor. Nisan ayında satış başlıyor, ağustos ayına kadar devam ediyor. Ürün fazla olduğunda ise Ulus’taki hale götürüyorum. Orada müşterim var; ürünümü ona bırakıp dönüyorum.”
Tarhunun hem taze hem de olgunlaşmış hâlinin değerlendirilebildiğini anlatan Tufan, bitkinin yapraklarının kendine özgü ve hoş bir rayihaya sahip olduğunu belirtti.
Tarhun üretimi emek ve özen istiyor
Tarhun bitkisinin toprak üzerindeki bölümlerinin kış aylarında kuruduğunu ancak köklerinin yaşamaya devam ettiğini anlatan Tufan, bitkinin mart ayında yeniden sürgün vermeye başladığını söyledi.
Yeni sürgünler ortaya çıktığında kuruyan bölümleri kestiklerini belirten Tufan, yetiştirme sürecini şöyle anlattı:
“Yabancı otların çoğalmasına fırsat vermeden düzenli olarak çapasını yapıyoruz. Belli bir gelişme aşamasına ulaştıktan sonra suyunu veriyoruz. Sulamada damlama sistemini kullanıyorum. Otlanmayı sevmiyor, üzerinde gezilmesini ve çiğnenmeyi de sevmiyor. Ama suyu oldukça seviyor.”
Tufan’ın verdiği bilgiler, yerel tarım tecrübesinin uzun yıllara dayanan gözlem, emek ve uygulamayla kuşaktan kuşağa aktarıldığını ortaya koydu.
Bahçeyle hayata tutunan bir üretici
Tarhun bahçesinde yalnızca bir bitkinin yetiştirilme süreci değil, üretimle hayata tutunan bir insanın hikâyesi de dinlendi.
Yıllarca eşi ve çocuklarıyla birlikte bahçecilik yaptığını anlatan Yaşar Tufan, çocuklarının büyüyüp kendi yuvalarını kurmasının ve eşinin vefat etmesinin ardından tek başına kaldığını söyledi.
Buna rağmen bahçeden ve üretimden kopmak istemediğini ifade eden Tufan, şunları kaydetti:
“Günlerimi böyle geçiriyorum ve mutluyum. Bu bahçe benim için yalnızca üretim yaptığım bir yer değil, aynı zamanda önemli bir meşgale. Emekli olsanız bile insanın bir uğraşını bırakmaması gerektiğine inanıyorum.”
Bahçede çalışırken zamanın nasıl geçtiğini anlamadığını dile getiren Tufan, “Bazen vakit bana yetmiyor. Yapacak işlerimi yetiştiremiyorum. Akşam olup ezan okununca ancak o zaman işi bırakıp eve giriyorum” dedi.
Yaşar Tufan’ın anlatımı, üretmenin ekonomik değerinin yanında insana amaç, düzen, mutluluk ve yaşama bağlılık kazandıran yönünü de gözler önüne serdi.
Tarhunlu kahvaltıda aynı sofra paylaşıldı
Bahçe ziyaretinin ardından katılımcılar dernek binasına geçerek tarhunun da yer aldığı yöresel kahvaltıda buluştu.
Solfasol’un geleneksel misafirperverliğini yansıtan kahvaltı, yalnızca bir ikram değil; akademisyenleri, sanatçıları, eğitimcileri, yazarları ve sivil toplum temsilcilerini aynı sofrada buluşturan kültürel bir paylaşım ortamı oldu.
Kahvaltı sırasında Solfasol’un geçmişi, tarhun üretimi, bölgenin Ankara kültüründeki yeri ve Hacı Bayram-ı Veli’nin düşünce dünyası üzerine değerlendirmeler yapıldı.
Aslan: “İnsan yaşadığı şehri tanımayı erteliyor”
Ankaralılar ve Ankara’yı Tanıtma Vakfı Başkanı Seyfettin Aslan, programda yaptığı konuşmada Ankara’nın güzel yerlerini, kültürel değerlerini ve yeterince bilinmeyen yönlerini daha geniş kesimlere tanıtmak istediklerini söyledi.
İnsanların uzun yıllar yaşadıkları şehirlerdeki önemli mekânları ziyaret etmeyi çoğu zaman ertelediğine dikkati çeken Aslan, yakın zamanda yaşadığı bir karşılaşmayı şöyle aktardı:
“Bir arkadaşımız, ‘45 yaşındayım, Ankara Kalesi’nin bu noktasına hiç gelmemiştim. Hep önüne kadar geldim ama burayı görmemiştim’ dedi. Hakikaten böyle oluyor. İnsan sürekli yaşadığı yer için ‘Nasıl olsa buradayım, bir gün gider görürüm’ diye düşünüyor. Fakat o ‘bir gün’ çoğu zaman gecikiyor.”
Aslan, bir dönem Fransa’da kalan yeğeni Altay’ın Paris’i sokak sokak gezdiğini anlatarak, insanların geçici olarak bulundukları şehirleri keşfetmek için gösterdikleri özeni kendi şehirlerinden esirgeyebildiğini ifade etti.
“İnsan daha sonra kendi şehrine bakıyor ve ‘Ankara’da ne kadar çok bilmediğim yer varmış’ diyor” değerlendirmesinde bulunan Aslan, kültür gezilerinin Ankara’da yaşayanlar için de önemli bir farkındalık oluşturduğunu kaydetti.
Bazı katılımcılar bölgeyi ilk kez gördü
Seyfettin Aslan, Hacı Bayram-ı Veli Hazretlerinin annesi Ümmi Hanım’ın türbesini bazı katılımcıların ilk kez ziyaret edeceğini söyledi.
Ankaralılar ve Ankara’yı Tanıtma Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi ve Ziraat Bankası mensubu Durmuş Bey’in de bölgeye ilk defa geldiğini belirten Aslan, bu durumun gerçekleştirilen buluşmanın anlamını ve gerekliliğini ortaya koyduğunu ifade etti.
Bir şehirde uzun yıllar yaşamanın o şehrin bütün değerlerini tanımak anlamına gelmediğini vurgulayan Aslan, yerinde anlatımların ve kültür gezilerinin artırılması gerektiğini söyledi.
“Tarhun ortak damak hafızamızın parçası”
Seyfettin Aslan, Solfasol’un önemli yerel değerlerinden biri olan tarhunun yalnızca aromatik bir tarım ürünü olarak görülmemesi gerektiğini belirtti.
Tarhunun Anadolu’dan Orta Asya’ya uzanan geniş kültür coğrafyasının ortak damak hafızasında yer aldığını dile getiren Aslan, şöyle konuştu:
“Tarhun yalnızca burada yetiştirilen aromatik bir bitki değil; aynı zamanda geniş bir kültür coğrafyasının ortak damak hafızasında yer alan özel bir lezzet. Anadolu’da olduğu gibi Orta Asya mutfak kültüründe de farklı şekillerde değerlendiriliyor. Kendine özgü, kuvvetli ve hemen fark edilen bir aroması var.”
Solfasol’da tarhun yetiştiriciliği etrafında kuşaktan kuşağa aktarılan uygulamalar bulunduğunu anlatan Aslan, tarhun köklerinin belirli dönemlerde yenilenmesi ve bu işlemin dua eşliğinde yapılması gibi geleneklerin, bitkinin yöresel kültür içerisindeki özel yerini gösterdiğini söyledi.
Tarhunun farklı yemeklerde ve sarımsaklı yoğurtla birlikte tüketilebildiğini kaydeden Aslan, bitkinin farklı damak zevklerini aynı sofrada buluşturan bir Ankara değeri olduğunu ifade etti.
“Ankara’yı bilmek yalnızca caddelerini bilmek değildir”
Tarhunun çevresinde bir üretim kültürü, yöresel mutfak ve toplumsal hafıza oluştuğunu belirten Aslan, şunları söyledi:
“Bugün burada yalnızca bir bitkiyi tanımıyoruz. Bir bitkinin etrafında oluşmuş üretim kültürünü, geleneği, yöresel mutfağı ve insanların nesiller boyunca taşıdığı bir hafızayı da tanıyoruz.”
Ankaralıların yaşadıkları şehrin değerlerini yeniden görmeleri gerektiğini vurgulayan Aslan, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:
“Bizim yapmak istediğimiz tam olarak bu: Ankara’da yaşarken farkına varmadan yanından geçip gittiğimiz değerleri yeniden görmek, tanımak ve dostlarımıza anlatmak. Çünkü Ankara’yı bilmek yalnızca caddelerini ve meydanlarını bilmek değildir. Ankara’yı bilmek; köyünü, toprağını, sofrasını, tarihini, manevi mirasını ve bütün bunları yaşatan insanlarını da bilmektir.”
Hacı Bayram-ı Veli’nin doğduğu ev ziyaret edildi
Programın kültür ve tarih bölümünde heyet, Hacı Bayram-ı Veli’nin doğduğu ev olarak bilinen tarihî mekânı ziyaret etti.
Kerpiç mimarisiyle dikkati çeken ev, Hacı Bayram-ı Veli’nin dünyaya geldiği ve çocukluğunun ilk yıllarını geçirdiği sosyal çevrenin anlaşılması bakımından önem taşıyor.
Ziyaret sırasında Hacı Bayram-ı Veli’nin hayatı, Somuncu Baba ile karşılaşmasının ardından yaşadığı manevi dönüşüm, Ankara’nın toplumsal hayatına katkıları ve çalışma ile üretime verdiği önem hakkında değerlendirmelerde bulunuldu.
Hacı Bayram-ı Veli’nin mirasının yalnızca dinî ve tasavvufi yönüyle değil; üretim, dayanışma, paylaşma, alın teri ve toplumsal sorumluluk anlayışıyla birlikte ele alınması gerektiği vurgulandı.
Tarihî caminin kalem işleri ilgi gördü
Heyet daha sonra Solfasol’daki tarihî camiyi ziyaret etti. Caminin iç bölümünde bulunan kalem işi süslemeler ve tarihî bezemeler katılımcıların ilgisini çekti.
Restorasyon çalışmaları sırasında sıva tabakalarının altından çıkarılan süslemelerin; geçmiş dönemlerin sanat anlayışını, inanç dünyasını ve mimari zevkini yansıtan kültürel belgeler niteliğinde olduğu belirtildi.
Tarihî eserlerin bilimsel yöntemlerle korunmasının ve özgün dokularına sadık kalınarak gelecek kuşaklara aktarılmasının önemine dikkat çekildi.
Ziyaret Ümmi Hanım’ın türbesinde tamamlandı
Programın son durağı, Hacı Bayram-ı Veli Hazretlerinin annesi Ümmi Hanım’ın türbesi oldu.
Türbe ziyareti, tarhun bahçesinde başlayan ve Solfasol’un tarihî mekânlarıyla devam eden kültür yolculuğuna manevi bir anlam kazandırdı.
Katılımcılar, büyük şahsiyetlerin hayatlarının anlaşılmasında yetiştikleri aile ortamının, annelerinin ve yaşadıkları sosyal çevrenin önemli bir yere sahip olduğunu ifade etti. Ümmi Hanım’ın türbesinde gerçekleştirilen ziyaret ve edilen duaların ardından program tamamlandı.
Solfasol’un mirası Gazete Ankara’daki yazıya taşındı
Ziyaretin ardından Prof. Dr. Ayhan Erdem tarafından kaleme alınan “Hacı Bayram-ı Veli’nin İzinde Bir Medeniyet Hafızası” başlıklı yazı, Gazete Ankara Dijital Haber Portalı’nda yayımlandı.
Erdem, yazısında Solfasol’daki buluşmayı yalnızca bir gezi olarak değil, Ankara’nın tarihî, kültürel ve manevi hafızasına açılan bir yolculuk olarak değerlendirdi.
Hacı Bayram-ı Veli’nin doğduğu kerpiç evden tarihî camiye, tarhun bahçesinden Ümmi Hanım’ın türbesine uzanan güzergâhın Ankara’nın görünmeyen değerlerini ortaya çıkardığını belirten Erdem, gerçek ihyanın yalnızca yapıların ayağa kaldırılmasıyla sınırlı tutulamayacağını vurguladı.
Yazıda Hacı Bayram-ı Veli’nin mirasının; çalışma, üretme, paylaşma, ahlak, vicdan, dayanışma ve insana değer verme anlayışıyla birlikte ele alınması gerektiğine dikkat çekildi.
Tarhundan başlayan yolculuk medeniyet hafızasına ulaştı
Solfasol’da gerçekleştirilen program, yerel bir bitkinin üretim hikâyesiyle bir şehrin tarihî ve manevi mirasının aynı kültürel bütünün parçaları olduğunu gösterdi.
Yaşar Tufan’ın bahçesinde yetişen tarhun emeği, üretimi ve toprağa bağlılığı temsil ederken; Hacı Bayram-ı Veli’nin doğduğu ev, tarihî cami ve Ümmi Hanım’ın türbesi Ankara’nın geçmişten bugüne taşıdığı manevi değerleri görünür kıldı.
Program, kültürel mirasın korunmasının yalnızca kamu kurumlarının değil; belediyelerin, üniversitelerin, sivil toplum kuruluşlarının, basın kuruluşlarının, sanatçıların, araştırmacıların ve bölge halkının ortak sorumluluğu olduğunu bir kez daha ortaya koydu.
Buluşmanın gerçekleştirilmesine katkı sağlayan Dernek Başkanı Mustafa Mert, Başkan Yardımcısı Nurettin Erol, dernek yöneticileri, gönüllüler ve Solfasol sakinlerine gösterdikleri misafirperverlik dolayısıyla teşekkür edildi.
Tarhundan başlayan kültür yolculuğunun taşıdığı temel mesaj, Prof. Dr. Ayhan Erdem’in yazısındaki şu ifadede karşılık buldu:
“Şehri imar edin; ama önce gönlü ihya edin.”
İlgili köşe yazısı:
Prof. Dr. Ayhan Erdem, “Hacı Bayram-ı Veli’nin İzinde Bir Medeniyet Hafızası”
Kaynak:
Programda yapılan açıklamalar, katılımcı anlatımları ve Prof. Dr. Ayhan Erdem’in Gazete Ankara’da yayımlanan köşe yazısı.
YORUM YAP