HABERLER

G[A]
14 Mart 2026 22:34 | Son Güncelleme: 15 Mart 2026 07:54

Ankara’nın Müzik Hafızası: Harun Han 20 Yıldır Plak ve Kasetlerin İzini Sürüyor

Ankara’da yaklaşık 20 yıldır kaset ve plak dükkânı işleten Harun Han, dijitalleşen dünyanın hızına ve ruhsuzluğuna inat, iğnenin plağa değdiği o meşhur cızırtılı sesi yaşatmaya devam ediyor. Aradığı bir Neşet Ertaş plağının peşine düşmesiyle başlayan bu tutku dolu yolculuk, bugün Ankara’nın merkezinde bir dükkân dolusu anıya ve devasa bir müzik arşivine dönüşmüş durumda. Han, kaset ve plak kültürünün sadece bir nostalji değil, insan ruhunun bir parçası olduğunu vurguluyor.

Neşet Ertaş’ın İzinde Başlayan 20 Yıllık Serüven

Harun Han’ın plakçılığa başlaması aslında bir tesadüf değil, derin bir hayranlığın ve ihtiyacın sonucu. Müzik sektörüne giriş hikayesini anlatan Han, bu yolculuğun nasıl başladığını şu sözlerle ifade ediyor:

"Bu işe başlayalı yaklaşık 20 sene civarı oldu. Aslında her şey bir ihtiyaçtan doğdu. O dönem Neşet Ertaş’ın bazı kasetlerini aramış ama hiçbir yerde bulamamıştım. Onun peşine düşerken kendimi bir anda bu sektörün tam merkezinde buldum. Eskiden bu kültüre olan ilgi çok daha farklıydı, bir yaşam biçimiydi. Şimdi ise teknolojinin her şeyi tek tipleştirdiği bir çağda yaşıyoruz. Ancak son yıllarda özellikle genç kuşakta plağa karşı muazzam bir yönelim görüyoruz. Dijital platformlar müziği çok hızlı tüketilen, derinliği olmayan bir ürüne dönüştürdü. Oysa plakların ve makara kayıt sistemlerinin ses kalitesi, frekans aralığı çok yüksektir. Bana sık sık 'Bu kültür biter mi?' diye soruyorlar. Cevabım hep aynı: İnsanoğlu ne zaman yok olursa, kaset ve plak kültürü de o zaman yok olur. İnsan var olduğu sürece bu ilgi büyüyerek sürecektir."


"Cem Karaca’nın O Sert Çıkışı ve Sonrasındaki Gönül Alışı Unutulmazdı"

Dükkanında sadece plak değil, yaşanmışlıklar da biriktiren Harun Han, yolu dükkanına düşen ünlü isimlerden ve unutamadığı anılardan bahsediyor. Özellikle Cem Karaca ile yaşadığı bir diyalog, dükkanın duvarında hala asılı duran bir fotoğrafla ölümsüzleşmiş durumda:

"Buraya toplumun her kesiminden insan gelir. En garibanından en üst düzey yöneticisine kadar herkes aynı melodi etrafında birleşir. Sagopa Kajmer sağ olsun iki kez geldi, Selçuk Balcı kardeşim sürekli uğrar. Ama Cem Karaca ile yaşadığım o an bambaşkaydı. 90’lı yıllarda Kızılay’da karşılaştık, heyecanla yanına gidip fotoğraf çekinmek istedim. Bana 'Her önüne gelenle hemen fotoğraf çekinemem' diyerek sert bir çıkış yaptı. Ben de o anın verdiği sinirle, 'Ben o her önüne gelenlerden değilim; 80'li yıllarda ilk haftalığımla senin kasetini aldım' dedim. Bu cevabım üzerine duraksadı, gülümsedi ve gönlümü aldı. Fotoğrafımı imzalayıp bir büfeye bıraktı; o fotoğraf hala dükkanımın en özel köşesinde asılıdır. Hatta yıllar sonra oğlu Emrah’a da bu anıyı anlattım, onlar da eksik olmasınlar sık sık gelip giderler."


"Sahte Ürünler Mesleği Yıpratıyor, Orijinalin Kıymeti Bilinmeli"

Plakçılığın göründüğü kadar kolay olmadığını, piyasadaki bilgi kirliliği ve sahte ürünlerle mücadele etmenin kendilerini yorduğunu belirten Han, gençlere ve koleksiyonculara uyarılarda bulunuyor:

"Yaptığımız iş dışarıdan çok keyifli görünse de aslında çok zor ve yıpratıcı. Aradığınız bir eseri istediğiniz temizlikte ve orijinallikte bulmak her zaman mümkün olmuyor. Piyasa maalesef sahte ürünlerle dolu. Çoğu genç geliyor, 'Ben bu plağı başka yerde 20 liraya gördüm, sen neden 100 lira diyorsun?' diye soruyor. Orijinal bir baskının kalitesini, baskı yılını ve o kaydın ruhunu anlatmak bazen bizi çok yoruyor. Benim bu meslekteki tek gayem; Neşet Ertaş, Mahzuni Şerif, Selda Bağcan gibi bu toprakların büyük değerlerinin unutulmamasıdır. Bu isimler bizim kültürel kolonlarımızdır. Herkese sağlıklı, huzurlu ve bol müzikli bir dünya diliyorum; yeter ki değerlerimize sahip çıkalım."


Kaynak: İHA

Haber Editörü: Hasan Mutlu
E-posta: bilgi@gazeteankara.com.tr
WhatsApp Haber Hattı: +90 531 512 62 32

Dr. Oğuz POYRAZOĞLU

Dr. Oğuz POYRAZOĞLU

Gazete Ankara Dijital Haber Portalı KÜLTÜR-SANAT

YORUM YAP

Yorumu Gönder

YORUMLAR (0)