HABERLER

G[A]
08 Mayıs 2026 22:51 | Son Güncelleme: 09 Mayıs 2026 06:47

Arz-ı Mev’ud Tartışması Yeniden Gündemde

Gazete Ankara DHP Köşe Yazarı Ömer Yürekli’nin yayımlanan analizi, İsrail’in Ortadoğu politikalarını yalnızca güvenlik ekseninde değil; tarih, teoloji, jeopolitik ve bölgesel güvenlik bağlamında yeniden değerlendirme ihtiyacını gündeme taşıdı.

ANKARA – Gazete Ankara Dijital Haber Portalı Haber Merkezi / Asayiş Haberleri- Gazete Ankara DHP Köşe Yazarı Ömer Yürekli’nin “Jeopolitik Bir Kehanet Olarak Arz-ı Mev’ud: İsrail’in Sınır Tanımayan Dış Politikası” başlıklı yazısı, Ortadoğu’da süren çatışmaların arka planına dair dikkat çeken değerlendirmeleriyle kamuoyunda yeni bir tartışma başlattı. Yürekli, yazısında İsrail’in Gazze, Lübnan, Suriye ve İran ekseninde yürüttüğü politikaların yalnızca modern güvenlik kaygılarıyla açıklanamayacağını, bu sürecin tarihsel ve teolojik boyutlarıyla birlikte ele alınması gerektiğini vurguladı.

Gazete Ankara DHP’den Ortadoğu Güvenliği Değerlendirmesi

Gazete Ankara DHP uzman değerlendirmelerine göre, Ortadoğu’da yaşanan her askeri gelişme doğrudan bölgesel güvenlik, iç asayiş, göç hareketleri, enerji güvenliği ve toplumsal istikrar başlıklarını etkilemektedir.

Bu nedenle İsrail’in bölgedeki askeri ve siyasi hamleleri, yalnızca dış politika meselesi olarak değil; aynı zamanda Türkiye başta olmak üzere bölge ülkelerinin güvenlik mimarisini ilgilendiren çok katmanlı bir asayiş ve güvenlik konusu olarak değerlendirilmektedir.

Arz-ı Mev’ud Nedir?

Yürekli’nin yazısında merkeze aldığı “Arz-ı Mev’ud” kavramı, kelime anlamıyla “Vadedilmiş Topraklar” anlamına gelmektedir. Yazıda bu kavramın Musevi inancındaki tarihsel karşılığına, Babil Sürgünü sonrası kimlik inşasındaki yerine ve modern siyonizmle birlikte siyasi bir hedefe dönüşme sürecine dikkat çekiliyor.

Yazıda öne çıkan değerlendirmeye göre, “Arz-ı Mev’ud anlayışı, yalnızca dini bir vaat olmaktan çıkıp zamanla siyasallaşmış bir ülküye dönüşmüştür.”

Sınır Belirsizliği Güvenlik Riskini Artırıyor

Gazete Ankara DHP uzman görüşlerine göre, İsrail’in resmi sınır tartışmaları, bölgedeki güvenlik krizlerinin temel başlıklarından biri olmaya devam ediyor. Yürekli’nin analizinde de bu konuya özel vurgu yapılarak, sınırların net biçimde tanımlanmamasının stratejik bir muğlaklık oluşturduğu ifade ediliyor.

Bu yaklaşım, uzmanlara göre bölgede kalıcı barışın önündeki en ciddi engellerden biri. Çünkü sınırları kesinleşmemiş bir güvenlik anlayışı, askeri operasyonların kapsamını genişletebilmekte ve komşu ülkelerde sürekli tehdit algısı oluşturmaktadır.

Gazze, Lübnan, Suriye ve İran Hattı

Yazıda, özellikle 2023 sonrası süreçte Gazze’de yaşanan insani kriz, Lübnan’ın güneyinde artan gerilim, Suriye’ye yönelik saldırılar ve İran ile yükselen tansiyon birlikte değerlendiriliyor. Bu hat, uzmanlara göre İsrail’in çevresindeki tüm güçlü aktörleri baskı altında tutma stratejisinin bir parçası olarak okunmaktadır.

Gazete Ankara DHP değerlendirmesine göre bu tablo, Ortadoğu’da klasik savaş anlayışının ötesinde yeni bir güvenlik dönemine girildiğini göstermektedir. Artık savaşlar yalnızca cephede değil; medya, algı yönetimi, enerji hatları, sınır güvenliği, istihbarat ve göç politikaları üzerinden de yürütülmektedir.

Türkiye Açısından Asayiş ve Güvenlik Boyutu

Ortadoğu’daki her kriz, Türkiye için doğrudan güvenlik sonucu doğurabilecek niteliktedir. Bölgesel çatışmaların büyümesi; düzensiz göç, sınır güvenliği, enerji arzı, terör örgütlerinin hareket alanı ve toplumsal hassasiyetler üzerinde etkili olabilmektedir.

Uzmanlara göre Türkiye’nin bu süreçte hem diplomatik kanalları açık tutması hem de savunma ve iç güvenlik kapasitesini güçlü biçimde sürdürmesi hayati önem taşımaktadır.

Uluslararası Hukuk ve Bölgesel Barış Vurgusu

Yürekli’nin yazısında dikkat çeken bir diğer başlık ise uluslararası hukuk meselesi oldu. Yazıda, İsrail’in komşu ülkelerin egemenlik alanlarına yönelik askeri hamlelerinin bölgesel istikrarı zayıflattığı ve bu durumun küresel güvenlik krizine dönüşme riski taşıdığı belirtildi.

Gazete Ankara DHP uzman değerlendirmelerine göre, Ortadoğu’da kalıcı barış için yalnızca askeri denge değil; hukuk, diplomasi, tarihsel hafıza ve adalet duygusunun birlikte işletilmesi gerekmektedir.

Sonuç: Ortadoğu’yu Anlamak Türkiye’nin Güvenliğini Anlamaktır

Ömer Yürekli’nin kaleme aldığı analiz, Ortadoğu’da yaşanan gelişmelerin görünen yüzünün ötesine bakılması gerektiğini ortaya koyuyor. Arz-ı Mev’ud tartışması, yalnızca teolojik bir kavram değil; bölgesel güvenlik, dış politika, asayiş ve uluslararası hukuk açısından da dikkatle incelenmesi gereken bir başlık olarak öne çıkıyor.

Gazete Ankara DHP uzman değerlendirmelerine göre, Türkiye’nin bu süreçte güçlü diplomasi, etkin istihbarat, sağlam sınır güvenliği ve toplumsal birlik çizgisini koruması, bölgesel fırtınalara karşı en önemli güvenlik kalkanı olacaktır.

Haber Kaynağı: Gazete Ankara DHP Köşe Yazısı / Ömer Yürekli

Kaynak Metin: “Jeopolitik Bir Kehanet Olarak Arz-ı Mev’ud: İsrail’in Sınır Tanımayan Dış Politikası” Yazısına Erişim

Haber Editörü: Hasan Mutlu
İletişim: bilgi@gazeteankara.com.tr
Gazete Ankara WhatsApp Haber Hattı: +90 531 512 62 32

Dr. Oğuz POYRAZOĞLU

Dr. Oğuz POYRAZOĞLU

Gazete Ankara Dijital Haber Portalı GÜNDEM

YORUM YAP

Yorumu Gönder

YORUMLAR (0)