İletişim Kapımız Ne Kadar Aralıktır?
İletişimi konuşuyoruz ama gerçekten iletişim kuruyor muyuz? Ön yargılarımızdan sosyal medyadaki görünme çabamıza kadar birçok etken iletişim kapımızın ne kadar aralık olduğunu belirliyor.
İletişim Kapımız Ne Kadar Aralıktır?
Duygu, düşünce ve bilgilerin bilinçli veya bilinçsiz her türlü araçla başkalarına bildirilmesine iletişim diyoruz. Eğer ileti tek taraflı olursa buna iletim diyoruz. İleti iki tarafta da anlamlı bir bütünlük oluşturursa buna iletişim diyoruz.
Günümüzde sürekli etkili iletişim kurmaktan bahsedilir. Bu konuda kitaplar yayımlanır. Kurslar verilir. Konuşmalar yapılır.
İletişim konusunda kapımızın ne kadar aralık olduğunu aşağıdaki hususları dikkate alarak değerlendirebiliriz:
1. Ön yargılarımız iletişimin önündeki en büyük engellerdendir.
Amerika’da kadın erkek eşitliğine inanan bir grup akademisyeni iki odaya alıp, iki gruba da aynı filmi göstermişler. Filimde yeni doğan bebek bazen uyuyor, bazen uyanıyor, bazen de gözlerini kocaman açıp kameraya bakıp ağlıyor. Bir grup akademisyene bebeğin oğlan olduğu diğer grup akademisyenlere ise kız olduğu söylenmiş. Film izlendikten sonra gruplardan bebeğin davranışlarının yorumlanması istenmiş. Bebeğin oğlan olduğu söylenen grup bebek ağladığında “bebeğin sinirlendiğini,” bebek kameraya baktığında “bebeğin kamerayı merak ettiği” yorumlarında bulunmuşlar. Bebeği kız sanan akademisyenler ise bebek ağladığında “Bebeğin uykusu geldi” Bebek kameraya bakıp gözlerini kocaman açmasına ise “bebek kameradan korktu” şeklinde yorum getirmişler.
Önceden ezberlediğimiz ve doğru sandığımız şeyler sonucunda; bakış açımız, yorumumuz ve iletişimimiz sağlam bir zemin üzerine oturmayabilir.
2. İletişimde güven esastır.
Sözleri ile davranışları birbiriyle tutarlı olmayan kişinin sözlerine nasıl inanabilirsiniz?
Delikanlı kız arkadaşına telefonda iltifatlar yağdırır. “Seni canımdan çok seviyorum. Seninle bir aradayken kendimi cennette gibi hissediyorum. Sen benim hayat kaynağımsın. Günüm, gecem, ayım, yıldızım, güneşim, sultanım, baş tacım sensin.”
Kız sorar “Ne zaman buluşalım?” Delikanlı, “Hava çok soğuk olmazsa cumartesi buluşabiliriz.” der.
3. Güç mesafesi arttıkça iletişim azalır.
Amir-memur, patron-işçi, öğretmen-öğrenci gibi hiyerarşik ilişkilerde güç aralığı ne kadar fazla ise iletişim o ölçüde azalır. İnsanlar korku, zarar görme ya da menfaat elde etme nedeniyle gerçek bir iletişim kurmazlar.
Amir sürekli memurları odasına toplar onlara fıkra anlatırmış. Fıkralara hepsi gülermiş. Bir gün yine memurlar odasında fıkra anlatıyor herkes gülüyor ama bir kişi hiçbir fıkraya gülmüyor. Sormuş “Sen neden gülmüyorsun?” Memur rahat bir eda ile “Ben bugün istifa dilekçemi verdim müdür bey” demiş.
4. Gereğinden fazla konuşmak iletişimi zayıflatır.
“Çok mal haramsız çok söz yalansız olmaz” atasözü bunu anlatır.
Leonardo da Vinci’nin şu uyarısı dikkat çekicidir:
“İstiridyeler dolunayda tam olarak açılırlar; yengeç açık olduğunu görünce istiridyenin içine bir taş ya da yosun atar, böylece istiridye bir daha kapanamaz ve yengecin yemi olur. Bu, ağzını çok fazla açıp kendisini dinleyicinin insafına bırakan kişinin kaderidir.”
5. Kendimizle iletişim kurma biçimimiz dış iletişimi belirler.
İç monoloğumuzu negatif kullanırsak hem kendimize hem başkalarına kapalı hâle geliriz.
Olumlu telkin ise motivasyonu artırır ve iletişim becerisini güçlendirir.
6. Karşımızdakini yargıç gibi dinlemek iletişimi kapatır.
Dostça değil de yargılayıcı, açık arayan, yaftalayan bir tutum iletişim kapısını kapamak demektir.
Okumanın ve muhakemenin yerleşmediği toplumlarda bu yaklaşım yaygındır.
7. Doğruyu söylemenin riskli olduğu yerde iletişim kurulamaz.
“Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar” sözü bu duruma işaret eder.
Doğruyu söyleyene “Doğrucu Davut” diye olumsuz etiket vurulur.
Gerçeklere dayanmayan iletişim sahte bir dünya oluşturur.
8. Sosyal medya iletişimi sanal onaya teslim eder.
Sosyal medyayı çoğu zaman eğlence, sosyal etkileşim ve kaçış için kullanıyoruz.
Ben sosyal medyayı eğitim amaçlı kullandığımı düşünüyorum ama genel kullanımdan tamamen uzak olduğumu söyleyemem. Facebook, Twitter, WhatsApp, Instagram gibi sosyal medya araçları bir çeşit görünme ve başkalarının beğenilerini toplama çabası gibi geliyor bana.
Bu, iletişimi kendi inisiyatif alanımızdan çıkarıp başkalarının sanal onayına sunmak demektir.
9. Kelimelerin manipülatif kullanımı iletişimi sahteleştirir.
Kelimeler sadece anlaşmak için değil, kandırmak ve örtmek için de kullanılabiliyor.
“Zam” yerine “fiyat düzenlemesi”,
“Sürgün” yerine “göç”,
“Propaganda Bakanlığı” yerine “Halkı Aydınlatma Bakanlığı”,
“Savaş Bakanlığı” yerine “Savunma Bakanlığı” denmesi gibi.
Kitle iletişim araçlarıyla aydınlanacağımız yerde karanlığa sürüklenebiliyoruz.
Daha çok şey söylenebilir. Gerçek iletişime kapımız ne kadar aralıktır düşünmek gerek!
Av. Durdu GÜNEŞ
Gazete Ankara DHP | Köşe Yazarı
dgunes@gazeteankara.com.tr
YORUM YAP