CUMARTESİ OKUMALARI – No: 3 – Dijital Dünyada İnsan Kalmak: Algoritmaların Gölgesinde Yeni Bir Özgürlük Arayışı
“Dijital çağda özgürlük, sadece seçim hakkına sahip olmak değil; görünmez algoritmaların tercihleri şekillendirmediği bir bilinç alanı yaratabilmektir.”
Dijital Sessizlik: Bizi İzleyen Değil, Bizi Yönlendiren Bir Sistem
Cumartesi sabahlarının dinginliği, düşünmek için en değerli zamanlardan biridir.
Kahvenizi yudumlarken telefon ekranınıza düşen haberler, öneriler, videolar ve reklamlar size doğal gelebilir. Fakat Arkansas Üniversitesi’nde kabul edilen Jonathan Michael Bowman’ın Digital Marketing and the Culture Industry: The Ethics of Big Data (2021) adlı doktora çalışması, bu “doğallığın” arkasında işleyen dev makineyi ortaya koyuyor.
Bowman, dijital pazarlamanın modern kültür endüstrisi hâline geldiğini ve Google, Amazon, Facebook, Apple gibi GAFA devlerinin yalnızca ekonomik rekabeti değil; bireylerin düşünsel alanlarını, davranış kalıplarını, hatta siyasal yönelimlerini şekillendirdiğini gösteriyor.
Günlük hayatın akışında görmediğimiz şey, aslında en güçlü etkiyi yaratan şeydir.
Algoritmaların İnce İşi: Ne Göreceğimize Kim Karar Veriyor?
Bowman’ın çalışmasının ilk bölümü, dijital kişiselleştirmenin vaat ettiği özgürlüğün ardındaki gerçekleri sunuyor:
“Algoritmalar, bizi en yakın arkadaşlarımızdan daha fazla yönlendirme gücüne sahiptir.”
Bugün sosyal medya akışımızın, haber kaynaklarımızın, izleyeceğimiz filmlerin ve satın alacağımız ürünlerin önemli kısmı “biz seçmişiz gibi” görünür; fakat aslında önceden seçilmiştir.
Filtre balonları, dijital yankı odası (echo chamber) ve siyasal kutuplaşma, bu mekanizmanın kaçınılmaz ürünleri hâline gelmiştir.
Kısacası:
Dijital dünya bize seçenek verir gibi görünür, fakat çoğu seçeneği kendisi belirler.
Prosumer: Dijital Ekonominin Görünmez İşçisi
Dijital çağda kullanıcı sadece “kullanıcı” değildir.
Bowman’ın ikinci makalesinde ortaya koyduğu en çarpıcı bulgulardan biri de şudur:
“Gerçek değeri yaratan kullanıcıdır: tüketici, üretici ve ürünün birleşimi – prosumer.”
Bu ne demektir?
- Platforma giriş yaptığınız andan itibaren sürekli veri üretiyorsunuz,
- Veri platformların hammaddesi hâline geliyor,
- Tüketirken aynı anda üretici oluyorsunuz,
- Ürettiğiniz veri ile aslında kendinizi bir ürüne dönüştürüyorsunuz.
Prosumer modeli dijital çağın görünmez emek düzenidir.
Üstelik bu emek, klasik iş gücü gibi tanımlanamaz; çünkü biz çoğu zaman emek ürettiğimizin farkında bile olmayız.
Bu nedenle Bowman’a göre, dijital ekonomi artık sadece bir pazar değil; davranışsal hammaddeyi işleyen dev bir veri endüstrisidir.
Özgürlüğün Yeni Tanımı: Baskısız Özgürlük (Freedom as Nondomination)
Bowman’ın çalışmasının zihinsel kırılma yaratan üçüncü boyutu ise dijital çağda özgürlük kavramını yeniden düşünmeye davet etmesidir.
Klasik özgürlük anlayışı “müdahalenin olmaması” üzerine kuruluydu.
Yani biri bizi engellemiyorsa, özgürdük.
Fakat dijital çağda tablo değişti. Çünkü algoritmalar bizi engellemez; bunu yapmadan da yönlendirebilir.
Bowman bu nedenle şu kavramı öne çıkarıyor:
“Özgürlük, görünmez ve sessiz baskıların ortadan kalkmasıdır.”
Freedom as Nondomination, seçme hakkının ötesine geçen bir özgürlük anlayışıdır:
Bir şeyi seçiyor olmamız, gerçekten özgür olduğumuz anlamına gelmez.
Önemli olan, o seçimin algoritmalar tarafından önceden belirlenip belirlenmediğidir.
Dijital çağın en büyük tehlikesi açık baskı değil, fark edilmeyen yönlendirmedir.
Kültür Endüstrisinin Yeni Sahnesi: Spor, Irk ve Dijital Performans
Bowman’ın çalışmasının üçüncü ayağı, kültür endüstrisinin spor alanı üzerinden nasıl yeniden şekillendiğini anlamamız açısından önemlidir.
Bu noktada NFL (National Football League) örneği, dijital kültür ile performans kültürünün birleştiği güçlü bir vaka olarak karşımıza çıkar.
NFL, yalnızca bir spor ligi değildir;
- dev medya anlaşmalarının,
- sosyal medya etkilerinin,
- veri odaklı performans analizlerinin,
- taraftar davranışının dijital takibinin,
- kültürel temsillerin
bir arada işlendiği dev bir endüstridir.
Bu nedenle spor artık yalnızca fiziksel performans değil; dijital performans, algoritmik yönlendirme, ekonomik çıkar ve kültürel kimlik bileşenleriyle birlikte okunmaktadır.
NFL taraftarı bugün yalnızca “izleyici” değil;
veri üreten, dijital etkileşim sağlayan ve kültürel kodların yeniden üretilmesine katkıda bulunan prosumer’dır.
Bowman’ın bu örneği çalışmaya taşımasının nedeni açıktır:
Dijital kültür endüstrisinin en görünür yüzlerinden biri artık spordur.
Ve bu görünürlük, dijital çağın görünmeyen yönlendirme mekanizmalarını daha iyi anlamamıza yardımcı olur.
Cumartesi Sorusunu Soralım: Dijital Dünyada İnsan Kalabilir miyiz?
Bowman’ın çalışması bize üç önemli gerçeği hatırlatıyor:
1. Algoritmalar görünmezdir fakat etkilidir.
2. Veri sadece bilgi değildir; bir emek biçimidir.
3. Özgürlük, görünmez baskıdan arınmış bilinçli bir tercih alanıdır.
Dijital çağda insan kalabilmek için gereken ilk adım, bu gerçeklerin farkına varmaktır.
Çünkü bize düşen, dijital dünyanın sunduğu kolaylıkları kullanırken, onun gölgesindeki yönlendirmelere karşı bilinçli bir mesafe oluşturmaktır.
Kısaca:
“Ben mi seçiyorum, yoksa bana mı seçtiriliyor?”
Bu soru, artık her birimizin kişisel dijital pusulasıdır.
Bilgi Notu 1 – Prosumer
Prosumer hem tüketici hem üretici hem ürün işlevi gören dijital kullanıcıyı tanımlar.
Kullanıcı platformlarda gezindikçe veri üretir; bu veri platformların gerçek sermayesine dönüşür.
Bilgi Notu 2 – Baskısız Özgürlük (Freedom as Nondomination)
Özgürlük, sadece müdahale olmaması değil; görünmez algoritmik yönlendirmelerin ortadan kalkmasıdır.
Bilgi Notu 3 – NFL Neden Kültür Endüstrisi Açısından Önemlidir?
Amerikan futbolu ligi NFL (National Football League), sporun dijital kültür endüstrisine dönüştüğünü gösteren güçlü bir örnektir.
Dijital yayınlar, sosyal medya, veri analitiği, sponsorluk modelleri ve taraftar davranış verileri sayesinde spor artık bir veri-temelli kültürel performans alanıdır.
Bilgi Notu 4 – Yankı Odası (Echo Chamber)
Echo chamber, dijital platformlarda kişinin yalnızca kendi görüşünü destekleyen içeriklerle karşılaşması sonucu oluşan tek yönlü ve kapalı bir bilgi ortamıdır.
Algoritmalar, benzer düşünceleri tekrar gösterdiği için farklı fikirler görünmez hâle gelir.
Sonuç olarak kişi, dijital bir “yankı odasında” kendi düşüncesinin sürekli geri yansımasını duyar; bu durum kutuplaşmayı artırır, eleştirel düşünmeyi zayıflatır ve gerçeklik algısını daraltır.
Dr. Oğuz Poyrazoğlu
Gazi üniversitesi Öğretim Üyesi
Kurucu & Sorumlu Yazı İşleri Müdürü
Gazete Ankara Dijital Haber Portalı – Köşe Yazarı
opoyrazoglu@gazeteankara.com.tr
Kaynakça: Bowman, J. M. (2021). Digital Marketing and the Culture Industry: The Ethics of Big Data. University of Arkansas, Doctoral Dissertation.

YORUM YAP