Öğrenci Affı ve Akademik Yaş Düzenlemesi Meclis Gündeminde
TBMM’de görüşülmeye başlanan kapsamlı yükseköğretim teklifi; öğrenci affından azami öğrenim sürelerine, akademik etik ihlallerinden vakıf üniversitelerinin denetimine, deneyimli öğretim üyelerinin 75 yaşına kadar sözleşmeli çalıştırılmasından üniversitelerin yurt dışına açılmasına kadar yükseköğretim sistemini doğrudan ilgilendiren düzenlemeler içeriyor.
ANKARA – GA Dijital Haber Portalı Haber Merkezi / Gündem Haberleri- Türkiye Büyük Millet Meclisi, milyonlarca öğrenciyi, mezunu, akademisyeni ve üniversite çalışanını ilgilendiren kapsamlı bir yükseköğretim düzenlemesini gündemine aldı.
TBMM Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu, 14 Temmuz 2026 tarihinde saat 15.00’te Halkla İlişkiler Binası 3’üncü kattaki 5 Numaralı Toplantı Salonu’nda toplanarak, 2/3755 esas numaralı Yükseköğretim Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi üzerindeki görüşmelere başladı. Toplantının tek gündem maddesini söz konusu teklif oluşturdu.
AK Parti Niğde Milletvekili Cevahir Uzkurt ve Kocaeli Milletvekili Sadettin Hülagü’nün ilk imza sahipleri arasında bulunduğu teklif, 2 Temmuz 2026’da TBMM Başkanlığına sunuldu. Esas komisyon olarak Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonuna; tali komisyon olarak Adalet, Plan ve Bütçe ile Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler komisyonlarına havale edildi. TBMM’nin güncel yasama kaydında teklifin durumu henüz “Komisyonda” olarak gösteriliyor.
Öğrenci Affı Geniş Bir Kesimi Kapsıyor
Teklifin kamuoyunda en fazla ilgi gören bölümünü, yükseköğretim kurumlarıyla ilişiği kesilen kişilere yeniden öğrenim hakkı tanınması oluşturuyor.
Düzenleme; hazırlık, intibak, ön lisans, lisans tamamlama, lisans ve lisansüstü programlarda öğrenim görürken ilişiği kesilenlerden, daha önce aynı kapsamdaki bir haktan yararlanmayanların yeniden üniversiteye dönebilmesini öngörüyor.
Kendi isteğiyle kaydını sildirenler ile bir yükseköğretim programını kazandığı hâlde kayıt yaptırmayanlar da belirlenen koşullar altında düzenlemeden yararlanabilecek.
Teklifin yasalaşması hâlinde hak sahiplerinin, kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren dört ay içinde ilişiklerinin kesildiği veya kayıt hakkı kazandıkları yükseköğretim kurumuna başvurması gerekecek. Başvurusu kabul edilenlerin 2026-2027 eğitim ve öğretim yılında öğrenime başlaması öngörülüyor.
Daha önce ön lisans düzeyinde benzer bir haktan yararlanmış olmak, kişinin lisans, yüksek lisans veya doktora düzeyindeki başvurusuna tek başına engel oluşturmayacak.
Kimler Düzenlemenin Dışında Kalacak
Teklif, üniversiteye dönüş hakkı bakımından bazı açık istisnalar getiriyor.
Terör, kasten öldürme, işkence, eziyet, cinsel saldırı, çocukların cinsel istismarı ile uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçlarından mahkûm olanlar düzenlemeden yararlanamayacak.
Sahte belge nedeniyle kaydı iptal edilenler, kayıt sırasında sahte belge kullananlar ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı ve oluşumlarla üyelik, mensubiyet, iltisak veya irtibat gerekçesiyle ilişiği kesilen kişiler de kapsam dışında tutulacak.
Bu yönüyle düzenleme, kamuoyunda kullanılan genel “öğrenci affı” ifadesinden daha sınırlı ve koşullara bağlı bir yeniden kayıt hakkı niteliği taşıyor.
Askerde Bulunanlar İçin Ayrı Başvuru Takvimi
Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte askerlik hizmetini yerine getiren hak sahipleri, terhislerini izleyen iki ay içinde ilgili üniversiteye başvurmaları durumunda düzenlemeden yararlanabilecek.
Yeniden öğrenci statüsü kazananların askerlik erteleme işlemleri ise Askeralma Kanunu hükümlerine göre yürütülecek.
Son Sınıftaki Öğrencilere İki Ek Hak
Teklif, azami öğrenim süresini dolduran öğrenciler bakımından da önemli bir ayrım getiriyor.
İntörnlük dönemi dışında son sınıfta bulunan öğrencilere, başarısız oldukları veya daha önce alamadıkları teorik ve uygulamalı derslerin tamamı için iki ek sınav ya da dersi tekrar etme hakkı verilmesi öngörülüyor.
Teorik ve uygulamalı derslerini başarıyla tamamladığı hâlde zorunlu uygulamalı eğitimine veya intörnlük dönemine başlayamayan, bu eğitimi tamamlamayan ya da başarısız olan öğrencilere de eğitimlerini tamamlama imkânı tanınacak.
Ancak azami öğrenim süresini dolduran ara sınıf öğrencilerine aynı ek sınav hakkı verilmeyecek. Uygulamanın ayrıntılarını belirleme yetkisi Yükseköğretim Kurulunda olacak.
Bu ayrım, teklif yasalaştığında hangi öğrencilerin kapsamda bulunduğunun yalnızca “azami süreyi doldurma” ölçütüyle değil, öğrencinin sınıfı ve tamamlayamadığı eğitimin niteliğiyle birlikte değerlendirilmesini gerektirecek.
Yatay Geçiş ve Açıköğretim İmkânı
Yeniden üniversiteye kayıt yaptıranlardan, üniversiteye giriş puanı geçmek istediği programın ilgili yıldaki taban puanına eşit veya daha yüksek olanlar, üniversitelerin kontenjan ve fiziki şartları dikkate alınarak yatay geçiş talebinde bulunabilecek.
Hak sahiplerine ayrıca belirlenen koşullarla Anadolu, Ankara, Atatürk ve İstanbul üniversitelerindeki eşdeğer açıköğretim programlarına geçiş imkânı sağlanması öngörülüyor. Uygulamanın usul ve esaslarını YÖK belirleyecek.
Öğretim Üyelerinin Çalışma Düzeni Yeniden Kuruluyor
Teklifin yükseköğretim sistemi bakımından en stratejik hükümlerinden biri, yaş haddini doldurmuş öğretim üyelerinin çalışma koşullarına ilişkin düzenleme olarak öne çıkıyor.
Mevcut sistemde devlet üniversitelerindeki öğretim üyelerinin görevleriyle ilişiklerinin kesilmesini gerektiren genel yaş haddi 67 olarak uygulanıyor. İhtiyaç duyulan alanlarda görevlerinde kalmalarında yarar görülen öğretim üyeleri ise belirli şartlarla 75 yaşını geçmemek üzere sözleşmeli çalıştırılabiliyor.
Yeni teklif, doğrudan bütün öğretim üyelerinin emeklilik yaşını 75’e yükseltmiyor. Düzenleme; 67 yaşını doldurduktan sonra ihtiyaç duyulan bölüm ve programlarda sözleşmeli olarak çalıştırılacak öğretim üyelerinin istihdam şartlarını yeniden yapılandırıyor.
Buna göre:
- Sözleşmeler birer yıl yerine ikişer yıllık dönemler hâlinde yapılabilecek.
- Üniversitenin görüşü ve YÖK’ün kararıyla sözleşmeli istihdam gerçekleştirilebilecek.
- YÖK, çalıştırılacak öğretim üyesi sayısını üniversite, bölüm veya program temelinde sınırlandırabilecek.
- Uygulamanın akademik ölçütlere ve hizmet ihtiyacına uygun yürütülmesi için YÖK’e planlama yetkisi verilecek.
- Sözleşmeli öğretim üyeleri ek ders ücreti, geliştirme ödeneği, akademik teşvik ödeneği ve belirli ek ödemelerden yararlanabilecek.
Dolayısıyla düzenlemenin özü yalnızca “75 yaşına kadar çalışma” değildir. Asıl değişiklik; deneyimli öğretim üyelerinin hangi ihtiyaç doğrultusunda, hangi süreyle, hangi mali haklarla ve hangi merkezi planlama altında görev yapacağının yeniden belirlenmesidir.
Tıp ve Diş Hekimliğinde Deneyimli Kadrolara Özel Düzenleme
Teklif, 67 yaşını doldurmuş ve daha önce devlet yükseköğretim kurumlarında çalışmış tıp veya diş hekimliği uzmanı öğretim üyeleri için de özel bir geçiş hükmü içeriyor.
Bu kişiler, kanunun yürürlüğe girmesinden itibaren üç yıl içinde personel ihtiyacı bulunan bir yükseköğretim kurumuna başvurmaları hâlinde sözleşmeli öğretim üyesi olarak yeniden çalıştırılabilecek.
Düzenleme özellikle tıp fakülteleri, diş hekimliği fakülteleri ve uzman yetiştiren klinik birimler açısından kritik önem taşıyor. Bu alanlarda akademik personel yalnızca ders vermiyor; uzmanlık eğitimi, klinik uygulama, hasta hizmeti, araştırma ve genç akademisyenlerin yetiştirilmesi gibi birbirine bağlı görevleri birlikte yürütüyor.
GA Stratejik Bakış
Türkiye’nin yükseköğretim politikası açısından temel mesele, yaş haddini tek başına artırmak ya da deneyimli akademisyenleri sistemde tutmak değildir. Esas ihtiyaç, akademik süreklilik ile akademik yenilenme arasında ölçülebilir ve adil bir denge kurmaktır.
Deneyimli bir öğretim üyesinin bilimsel birikimi, laboratuvar kültürü, uzmanlık bilgisi, proje tecrübesi ve yetiştirdiği akademik kadrolar üniversiteler için önemli bir kurumsal sermayedir. Bu birikimin yalnızca takvim yaşı gerekçesiyle bir anda sistem dışına çıkarılması, özellikle kritik uzmanlık alanlarında bilgi kaybına yol açabilir.
Bununla birlikte 75 yaşına kadar sözleşmeli çalışma imkânı, otomatik veya genel bir uygulamaya dönüştürülmemelidir. Üniversitelerin kadro planlamasında genç araştırmacıların yükselme imkânı, doktor öğretim üyelerinin kadro beklentisi, kuşaklar arası bilgi aktarımı ve bilimsel performans birlikte değerlendirilmelidir.
Gazete Ankara Dijital Haber Portalı’nın değerlendirmesine göre sağlıklı bir akademik insan kaynağı politikası şu dört ölçüt üzerine kurulmalıdır:
Deneyimli öğretim üyelerinden gerçekten ihtiyaç duyulan alanlarda yararlanılmalı, sözleşmeli çalışma bilimsel üretkenlik ve kurumsal ihtiyaç ölçütlerine bağlanmalı, genç akademisyenlerin kadro ve yükselme kanalları daraltılmamalı, kıdemli öğretim üyelerine genç araştırmacı yetiştirme ve kurumsal bilgi aktarımı sorumluluğu verilmelidir.
Bu yaklaşım, düzenlemeyi yalnızca bir yaş meselesi olmaktan çıkararak üniversitelerde sürdürülebilir akademik kapasite politikasına dönüştürebilir.
Akademik Çalışmayı Başkasına Yaptırana Ağır Yaptırım
Teklif, akademik etik ihlallerine karşı daha ağır hükümler getiriyor.
Tez, makale, kitap veya proje gibi akademik çalışmalarını ücretli ya da ücretsiz olarak başkasına yaptırarak diploma, akademik derece veya unvan elde edenlerin üniversite öğretim mesleğinden çıkarılması ve bu yolla elde edilen derece ve unvanlarının geri alınması öngörülüyor.
Başkaları adına akademik çalışma hazırlayan veya bu sürece aracılık eden kişiler de yaptırım kapsamına alınacak. Fiilin meslek hâline getirilmesi durumunda daha ağır adli para cezaları uygulanabilecek.
Bu düzenleme, yalnızca sahte veya usulsüz bir akademik çalışmayı kullanan kişiyi değil, çalışmayı hazırlayan ve ticari bir faaliyete dönüştüren yapıları da sorumluluk alanına sokması bakımından önem taşıyor.
Sahte Diploma ve İzinsiz Eğitim Faaliyetine Ceza
Türkiye’de yabancı bir eğitim kurumu adına mevzuata aykırı ön lisans, lisans veya lisansüstü program açan veya işletenlere iki yıldan dört yıla kadar hapis ve adli para cezası verilmesi öngörülüyor.
İzinsiz yükseköğretim kurumlarının tanıtımını yapanlar da ceza kapsamına alınırken, sahte diploma, mezuniyet belgesi veya sertifika düzenleyen ve düzenletenler hakkında Türk Ceza Kanunu’nun resmî belgede sahtecilik hükümleri uygulanacak.
Vakıf Üniversitelerinde Kademeli Denetim
Teklif, vakıf yükseköğretim kurumlarına uygulanabilecek idari önlem ve yaptırımları ayrıntılı biçimde yeniden düzenliyor.
Yaptırımlar; uyarma ve düzeltme istemeden yeni program açma taleplerinin askıya alınmasına, öğrenci kontenjanının azaltılmasından öğrenci alımının durdurulmasına, faaliyet izninin geçici veya tamamen kaldırılmasına kadar uzanıyor.
Öğretim elemanı yeterliliği, ders yükleri, öğrenci ücretleri, burs oranları, mali tablolar, araştırma bütçesi, yönetim yapısı, öğrenci hizmetleri ve eğitim mekânlarının yeterliliği denetimin temel başlıkları arasında yer alıyor.
Faaliyet izni kaldırılan bir vakıf üniversitesinin öğrencilerinin garantör üniversiteye veya uygun bir devlet üniversitesine aktarılmasıyla öğrencilerin eğitim hakkının korunması amaçlanıyor.
Üniversiteler Yurt Dışında Yerleşke Kurabilecek
Teklifin yasalaşması hâlinde devlet üniversiteleri, Cumhurbaşkanı kararıyla yurt dışında yerleşke, akademik birim, program ve bunlara bağlı tesisler kurabilecek.
YÖK’ün taraf olduğu uluslararası protokoller çerçevesinde yurt dışında açılacak diploma programlarında görev yapacak öğretim elemanlarına izin verilmesi de düzenleniyor. Teklif gerekçesinde bu adım, Türkiye’nin akademik birikiminin Balkanlar, Orta Doğu ve Afrika başta olmak üzere iş birliği yapılan ülkelere taşınması hedefiyle açıklanıyor.
Bu düzenleme, doğru akademik kalite güvencesi ve sürdürülebilir finansman modeli kurulması hâlinde Türkiye’nin yükseköğretimde uluslararasılaşma kapasitesini geliştirebilir.
Teklif Henüz Kanunlaşmadı
Teklifin komisyondaki görüşmeler sırasında değiştirilmesi, bazı maddelerin çıkarılması veya yeni hükümler eklenmesi mümkün bulunuyor.
Bu nedenle öğrenci affı için dört aylık başvuru süresi dâhil olmak üzere hiçbir uygulama henüz başlamadı. Hakların ve yükümlülüklerin kesinleşmesi için teklifin komisyondan geçmesi, TBMM Genel Kurulunda kabul edilmesi ve Resmî Gazete’de yayımlanması gerekiyor.
Öğrencilerin ve akademisyenlerin bu aşamada üniversitelere başvuru yapmak yerine TBMM, YÖK ve ilgili yükseköğretim kurumlarının resmî duyurularını takip etmeleri önem taşıyor.
Haber Kaynakları
Türkiye Büyük Millet Meclisi Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Gündemi
YORUM YAP